Başarı Üzerine …

 Başarı Üzerine …
Okunuyor Başarı Üzerine …

İnsanoğlu hayatı boyunca birçok alanda başarılı olmak ister, başarıya ulaşmak ister, bu bazen mümkündür bazen değildir. Peki başarmak nedir?

Başarmak pes etmemektir düştüğün anda yeniden kalkabilmektir. Tekrar ayağa kalkıp tekrar düşmektir, tekrar ayağa kalkıp tekrar düşmektir. Ve son ayağa kalktığın günü bilmeden, o günü yani vuslatı iple çekmektir. Hayatın birçok alanında bu böyledir; iş olsun, okul olsun, özel hayat olsun…

Hatta şöyle diyebilirim; başarmayı bize yanlış öğrettiler…Çünkü başarmak hedef degil, hedefe varmak için yürüdüğümüz yoldur, çektiğimiz çiledir, emektir, sabırdır, bazı şeylerden fedakarlık etmektir.Hiçbir zaman pes etmemektir, her daim küllerinden yeniden doğabilmektir.Evet başarmak budur; sonunda ulaştığın ise sadece meyvesidir…Çünkü başarmak tüketilebilen, bitirilebilen bir şey değildir. Aksine bittikçe yeniden başlayandır. Sonsuz ışıklı bir yoldur. İdolümüzdür, yaşam tarzımızdır.Ve biz bu başarı ışığını geçmişteki atalarımızdan alırız. Onlar da bu hayat gayesiyle yaşamışlardır. Hiçbir zaman pes etmemişlerdir. Onların da gayesi hep ileri, en ileri olmuştur… Bu sayede tarihimizde gururla bahsedebileceğimiz üstün başarılara imza atmışlardır.

Belki de hayata ilk atıldığımız anda ilk öğrenmemiz gereken başarı ilkesi pes etmemektir, her şeye rağmen mücadele edebilmektir ve bu mücadeleci ruhumuzla bir gün kazanacağımıza inanmaktır.İlk kaybettiğimizde karaları bağlamamaktır. Sonunda hedefimize ulaşacağımıza damarlarımıza kadar inanmaktır. Başarmak geçmişe bakarak hüzünlenmek yerine gelecekteki umuttur. Hayatta her zaman bizim için düşünülmüş güzel sürprizler var olduğuna inanmaktır.

Tabii başarmak yolsa bu yolunda bazı şartları vardır.Bunun için her zaman özgüvenli bireyler olmak zorundayız. Geleceğe özgüvenle bakmalıyız.Bu yüzden ebeveynlerimiz bizi özgüvenle yetiştirmiş veya zamanında kendimize özgüveni aşılamış bireyler olmalıyız.Ve biz de çocuklarımızı özgüvenli bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Ki bu yolun her zaman yolcuları olsun… Başarı bir yolsa özgüven bu yolda yolu alabilmemiz için harcadığımız yakıttır.Özgüvensiz birey dört tarafı denizlerle çevrili iklim koşulları mükemmel olan ülkemizde hiçbir şey yetiştiremeyen çiftçiye benzer. Sonuç olarak ülkemiz ihracat ülkesi olacakken ithalat ülkesi yani bağımlı bir ülke olacaktır. Özgüveni olmayan bireyde hayatta her zaman birilerine bağımlı yaşayan, kendi ayakları üzerinde duramayan üretmeyen, hatta tüketen bireyler olacaktır. Lütfen bu yolda yürürken yakıtımızı unutmayalım…

Evet sonunda yakıtımızı da aldık yolumuzda yürüyoruz. Tabii yürürken boş da yürümüyoruz. Sürekli bir şeyler katıyoruz. Bu hikaye bazen de yemek yapmaya benziyor. Elimizde tarifimiz var, malzemeniz var. Birazda emek ve sabır gerek… Atacağımız her malzeme sonunda oluşacak tada ulaşmamızı sağlayacak. Tabii biraz da ısı, tuzu da unutmayalım… Ki hikayemizin sonunda ağzımızın tadı tuzu bozulmasın…;)

Başarmak başlarken ve bitirirken aynı inançla inanabilmektir.Bu hikayenin sonunda belki biraz yorulmuş olabiliriz ama değecektir.Hayatta mucizelerden daha çok emeğin bir karşılığı olduğuna inanmaktır.

Öyle ki, kutsal kitabımızın İnşirah suresinin 7. ayetinde de geçtiği üzere “O halde boş kaldın mı, yine kalk (başka bir iş ve ibadetle) yorul.” Burada da anlaşıldığı üzere hedefe ulaşana kadar pes etmek yok. Çünkü düşünmek bir işe yaramaz, fiile dökmek gerek, emek gerek, sabır gerek…

Emek ve sabır karşılığında tam istediğimize ulaşamasak bile hayattın asıl ihtiyacımız olan puzzle parçasını bize sunacağına inanıyorum. Bir şey için gerçekten sıkı sarılıp hakkını verirsek geç de olsa karşılığı olan çıktıyı alırız. Birçoğumuz ne kadar bazı insanların ne kadar başarılı olduğu ile ilgilensekde geçmişlerini araştırdığımızda ne kadar zorlukları aştıklarını, ne kadar emek verdiklerini, ve birçok fedakarlık yaptıklarını görürüz. İşte püf noktası da burasıdır; biz bu kadar emek verebilir miyiz sabredebilir miyiz düşsek de tekrar tekrar yeniden kalkabilir miyiz?

Zaman emeğin karşılığını verir. Bu belki tam olarak bizim istediğimiz şekilde değildir fakat bazen bizim için daha iyidir. Çünkü insanoğlu her zaman istediği şeyler gerçek olduğunda hayatının çok güzel olacağına inanır. Fakat çoğu zaman biz buzdağının sadece görünen yüzünü görüyoruzdur, görünmeyen tarafında ise bizim için neler gizlidir bilmiyoruzdur.Pes etmediğimiz de hayat bize daha güzel şeylerle gelecektir.Yeterki inanalım güvenelim düştüğümüz yerde bacaklarımız kanasa bile tekrar kalkmayı öğrenelim ve yarınların güzelliğine inanmaktan vazgeçmeyelim. Hedefimize bugün ulaşamazsak bile yarın daha güzel bir surette bize gelecek biz de tamamlanmış olarak daha güzel bir suretle hedefe ulaşacağız.Yeter ki geleceğe dair bir vizyonumuz ve vizyonumuza ulaşmak amacıyla bu yolda harcadığınız misyonumuz olsun…Sonunda göreceğiz ki yine başaracağız…

Son olarak da zamanında bir hocamdan da duyduğum bir söz geldi aklıma;”Hayatta imkansız diye bir şey yoktur. Sadece az emek verilmiş şeyler vardır.”Gözlerinizin ve gönüllerinizin ışığı hiç bir zaman solmasın… Hayatta başarılar…

 

Yorum Yap
Yapılan Yorumlar
2
  • Selma kıral
    Selma kıral
    ziyaretci
    8 ay önce

    Yüreğinize emeğinize kaleminize sağlık ne çok şeyi gözden kaçırdığımızı belkide farkında olmadan atladığımız bi çok şeyi kolaya kaçtığımız şu günlerde sabrın ve emeğin ne kadar önemli olduğunu başarmak için önce kendimize inanmamız gerektiğini bize böyle güzel anlattığınız için çok teşekkürler. Yüreğinizde ki kalem hiç susmasın

    Cevapla
    9