Bekçi Amos’ın Hastalandığı Gün

Okunuyor Bekçi Amos’ın Hastalandığı Gün

Bekçi Amos’ın Hastalandığı Gün;

İşini istekle ve sevgiyle yapan insanlar her zaman fark yaratmıştır. Amos da böyle bir insandır, bekçilik yaptığı hayvanat bahçesinde çok sevilir. Zaten ağır hareket eden fille, uzun uzun düşünmesine fırsat vererek satranç oynar. Yavaş hareket ederek, yarışta her zaman kaplumbağanın kazanmasını sağlar. Utangaç penguenle sessizce oturur. Hep burnu akan gergedana mendilini verir. Güneş batarken karanlıktan korkan baykuşa kitap okur.

Bir baykuşun gece rahat hareket etmesini, karanlıktan korkmamasını bekleriz. Penguenlerin kutuplarda, birbirlerine sokularak yaşadığını bildiğimiz için, kitaptaki penguenin utangaç olması ve üşümesi şaşırtır bizi. Ya da koca bir burnu olmasına rağmen gergedanın burnunun akması. Normal olan kaplumbağanın yarışta sonuncu gelmesidir… Hayvanların bu tarz alışılagelmiş özellikleri de tersyüz edilmiştir kitapta. Metin şaşırtıcı ama hoşa giden ayrıntılarla doludur.

Bir gün Amos hastalanır ve işe gidemez. Tüm gün onu bekleyen dostları sonunda harekete geçerler ve onu ziyarete giderler. Her gün onun yaptığı şeyleri bu sefer hayvan dostları onun için yapar. Satranç oynarken uzun uzun düşünme sırası Amos’tadır. Kaplumbağa ile yarış yapmaz bu sefer, kendi istediği saklambaç oyununu oynar. Penguen sessizce ayakucuna oturur ve onları ısıtır. Hapşurduğunda mendili uzatan gergedan olur.  Amos’un karanlıktan korktuğunu bildiği için ışığı kapatmadan kitap okuyan ise baykuştur. Hayvanlar ve Amos, hem yerlerini hem rollerini değiştirmişlerdir.

Bir de kırmızı balon vardır kitapta. Penguen ve Amos’un sessizce ve üşüyerek oturduğu sayfada görürüz ilk kez balonu. Sonra hayvanların bekçiyi ziyaret etmek için yola çıktıkları zaman. Otobüs beklerken penguen balonun ipine uzanır. Amos’un evine vardıklarında ise utangaç penguen en öne geçmiştir. Kendine daha güvenlidir. Çok sevdikleri bekçiyi ziyaret etmek hepsine iyi gelmiştir ama penguen önceliği ele alacak güvene kavuşmuştur. Kendisi gelir ve oturur Amos’un ayaklarının dibine. Sonra elinden bırakır balonu. Artık ona ihtiyacı kalmamış gibidir. Kitap okudukları sahnede balon yatağın başındadır. Uyudukları sahnede ise balon artık pencerenin dışındadır. Tüm hayvanlar uyuyordur ama penguen uyanıktır. Belki de balonu dışarıya o bırakmıştır çünkü artık ona ihtiyacı kalmamıştır.

“Geçiş nesnesi” kavramı, uzmanlığını çocuk doktorluğu alanında yapmış daha sonra çocuk psikolojisi ve psikanalizle ilgilenmeye başlamış olan Dr. Donald Winnicot tarafından tanımlanmıştır. Geçiş nesnesi, anneden ayrılmayı kolaylaştıran, çocuğun anneden ayrılma sürecinde kullandığı ve annenin simgesi olan nesnedir ancak bu şekilde adlandırılması, anne ile bağlantısının olmasını gerektirmez. Annenin saçı, eşyası, biberon ya da emzik gibi şeylerden ya da annenin verdiği/sunduğu nesnelerden ziyade çocuğun nesneyi seçmesi ya da simgeleştirmesi önemlidir. Çocuklar tarafından tercih edilen nesne genellikle oyuncak ya da battaniye olmaktadır.

“Çocuk, nesne üzerinde hakkının olduğunu iddia eder.”der Winnicot ve ebeveynlerin de bu hakka saygı duyup, kabul etmesi gerektiğini belirtir. Yumuşaklık, koku, görünüm ya da kolay taşınması, nesnenin tercih edilme sebebi olabilir. Çocuğun seçtiği nesnenin sökülmesi, kokması, parçalanması önemli değildir. Anne babalar çocuğun seçimine saygı göstermeli ve nesne ne hale gelirse gelsin onu yıkamaya ya da onarmaya kalkışmamalı, kendi isteklerine göre değiştirmemelidir. Bebek/çocuk bu nesneleri kendi anlam dünyasında canlı olarak düşünebilir, dolayısıyla nesne üzerinde yapılan bir işlem onu hayal kırıklığına uğratıp üzebilir.

Kırmızı balon, bu metinde, yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız ve psikologların “geçiş(güvenlik)nesnesi” olarak tabir ettikleri nesnelerin sembolize edilmiş halidir. Ve bu öylesine incelikle yapılmıştır ki, kitabın bu nedenle ödül aldığının düşünülmesi boşuna değildir.

Kitapta hem hayvan  hem insan yüzleri  karakteristik ve duygularını yansıtan çizimlere sahiptir. Ahşap baskı tekniği ve kalemle yapılan çizimler çok etkileyici bulunmuştur. Philip C.Stead’ın yazdığı kitabın çizimleri eşi Erin E.Stead’e aittir ve ikili kitabı birbirlerine ithaf etmiştir.

Çizimler zahmetli ve etkileyici, hikaye çok yönlü ve farklı okumalar yapmaya uygun olunca kitabın Caldecott dahil pek çok ödül kazanmış olmasına da şaşırmamak gerekir.

 

 

Yorum Yap