Bir Yazar Bir Eser: Yavuz Bülent Bakiler

 Bir Yazar Bir Eser: Yavuz Bülent Bakiler
Okunuyor Bir Yazar Bir Eser: Yavuz Bülent Bakiler

Şiir denilince kimilerinin aklına aşk, kimilerinin aklına ise kahramanlık, memleket sevdası, memleket dertleri vs. gibi kavramlar düşer lakin herkeste farklı duygular uyandıran bu sanatın şairler açısından yazılma amacı akılda ilk uyanan duygu olmayabilir. Şairin o mısraları yazarken ki duyguları, içinde bulunduğu şartlar, yaşadığı dönem şiirde etkisini az veyahut şiire işlenmiş bir çokluk derecesinde gösterebilir. Şairin bir şiirini ele aldığımızda söylenilen bu durumları göz önüne alarak tahlilini yapmak bizlere daha sağlıklı bir tahlil yapma fırsatı sunacaktır.

Şimdi sizlere değerli şairimiz Yavuz Bülent BAKİLER’in, Sivas’ta Yoksul Çocuklar adlı şiirinin tahlilini elimden geldiği kadarıyla yapmaya çalışacağım.

Şairimiz bir gazetede yaptığı açıklamalarda bu şiiri yazarken ağlayarak yazdığını dile getirmiştir.  O, yazdığı şiirlerinde halka inerek onlara ait sorunları, kavgaları, acıları onların özlemlerini şiirlerine işlemiştir. Gayet sade ve akıcı bir dille yazan şairimiz yazarken toplumsal mesajlar vermeyi de amaç edinmiştir. Şiir 7 dörtlükten oluşmaktadır ve şiirin her bir dörtlüğünde okuyucuya ayrı bir mesaj verilmektedir. Her bir dörtlük adeta bir tablo gibidir. Şiirde, merhamet ve şefkat duygularımızı celp etmek için çocuklara yer verilmiştir. Şiirde gözlem unsuru ön plandadır.

Çocuk resmi

Sivas’ta yoksul çocuklar

Dilerseniz her bir dörtlüğü tek tek inceleme aşamasına geçelim.

Sivas’ta Ulu Camii avlusunda çocuklar

Yalvaran gözlerle etrafa baka baka

Açıyorlar küçük esmer avuçlarını:

-Emmilerim sadaka! Emmilerim sadaka!

Bu dörtlükte dilendirilen bir çocuk görülmektedir. Şairimiz konunun daha çok merhamet uyandırması için dörtlük içerisinde ‘’Yalvaran gözlerle etrafa baka baka ‘’ sözcüklerine yer vermiştir.

Hükümet konağının yanında biri

Bir kemik kalmış bir deri…

‘Boya cila yimbeş, boya cila yimbeş’ diye ağlıyor

Ve daha fırça bile tutamıyor elleri.

Bu dörtlükte ise kalem tutması gereken bir çocuğun, kalemlerin yerine fırça tutmaya sürüklenmesi ve haliyle fırçayı tutamayan elleri, okul yerine sokaklarda olması gözlemlenmektedir.

Garipler Pazarı’nda körpe çocuklar

Yorgunluktan güzelim yüzleri al al…

Öldüren bir çığlık dudaklarında:

-Boş hamal! boş hamal! boş hamal!

 Bu dörtlükte verilmek istenilen mesajı ‘’Küçücük bedeninde kendinden büyük yükler altına giren bir çocuğun hayatın yükü altında kalması’’ şeklinde aktarabiliriz.

Nane satan su satan yetim çocuklar

Şarkı söyleyemediler güneşe aya…

Biliyorum ne masal dinlemeye doydular

Ne oyun oynamaya…

 Şiirde vurgulanan çocukların ne dile getirilebilecek şarkıları oldu ne de bir nesneye anlam yükleyip ona söylenecek şarkıları. Belki oynayacak oyunları bile sınırlı şekilde idi.

Bezirci’de, Yüceyurt’ta  Altıntabak’ta…

Çocuklar var incecik yüzleri nurdan

Ama toz toprak içinde elleri ayakları

Oyuncakları çamurdan…

 Çocukların doyamadıkları diğer bir unsur ise oynayacak oyunları ve oyuncaklarının bulunmaması olarak gösterilebilir. Nur yüzlü çocukların hayatın çamuru içinde kayboluşlarını anlatan bu dörtlük okuyucuda vicdan duygusu uyandırmaktadır.

Ve günahkar çocuklar, suçlu çocuklar

Mahkeme salonunda bakarım dizi dizi

Bu suç bizim suçumuz, bu günah bizim

Affedin bizi.

 Şairimiz Yavuz Bülent BAKİLER, çocukların bu halde olmalarının sebebi olarak toplumu ayna karşısına geçmeye davet etmektedir. Ayna karşısına geçildiğinde insanlar suçun bizde olduğunun farkına varacaklardır. Şairimiz, burada bütün suçun bizim olduğunu vurgulamaktadır.

Gökteki yıldızlar kadar sayısız

Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları

Anladım farkınız yok koparılmış başaktan!

Alın bu gözleri benden, alın bu yüreği artık

Utanıyorum yaşamaktan.

çocuk resmi

Sivas’ta yoksul çocuklar

Burada çocuklar, gökteki yıldızlara onların sayısı bakımından benzetilmiştir. Şairimiz burada sahip çıkılması gereken sayısız çocuğun olduğuna dikkat çekmektedir.

Son olarak şiirin bütünü olarak verilmek istenilen mesajı şu şekilde açıklayabiliriz:

-Toplum olarak konulara bakış açımızı, bakma şeklimizi değiştirmek, yaşanan olaylara daha duyarlı bir şekilde yaklaşmak gereklidir. Eğer toplumsal bir duyarlılık güdersek bazı olaylara dikkat çekmek göründüğü kadar zor olmayacaktır.

Yorum Yap