Dünya Bir Pencereydi, Her Gelen Baktı Ve Geçti…

 Dünya Bir Pencereydi, Her Gelen Baktı Ve Geçti…
Okunuyor Dünya Bir Pencereydi, Her Gelen Baktı Ve Geçti…

Sayın İhsan Oktay Anar ın “Bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur.” beraberinde Puslu Kıtalar Atlası eserinde; “Dünyaya şahit olmanın yolu maceranın kendisinden başka bir şey değildi. Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insan evladı için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı. ” Sözünü de ekleyerek başlamak istiyorum. Bahsi geçen dünyaya dair şeyleri bilmek ve şahit olmak fiillerini sadece birkaç kelimeyle nitelendirmek ne kadar kolay değil mi?

hisler

hisler

Oysaki biz bilmeyi ve şahit olmayı birçok şeyde yaşıyoruz, bunu biraz düşünelim mi?  Acıyı, susuzluğu, üzüntüyü, açlığı… Tanıdık geldi mi? Bu saydıklarım ve  gerisini zincir misali aklınıza geleceğinden emin olduğum daha nicelerini…Bunlar dünyaya gelip yaşamı görenlerin en çok tecrübe ettiği fiillerden sadece bazıları. Bahsini açtığım durumları yaşamak, nefes almak kadar hem elde olmayan hem de gerekliyse madem, bunları bilip dünyaya kayıtsız kalmak neden? Aslında birçok nedeni mevcut…Biz insanlar bir boşluk ortasında ve sevgi yokluğunun içinde yaşama korkusu olan, hayatımızda kasırga etkisi yaratacağını düşündüğümüz bu hislerle baş başa olmaktan endişe ediyoruz. Evet korkuyoruz çünkü acıyı, hüznü, sevgiye saygıya olan manevi açlığımızı tecrübe etmek zira hiçbirimizin istemediği, şahit olmak istemediği bir yaşam münazarası. Peki bunlardan ne kadar kaçabiliriz, uzaklaşabiliriz? Bir düşünelim bu korkunun üzerine gitmedikçe onu yenebilip yenemediğimizi nereden öğreneceğiz? Mutsuzluğu, hüznü, acıyı yaşamadıkça mutluluğun ve daha birçok şeyin değerini ne denli bileceğiz? Bir örnekle; çocukken sıcak bir cismin dokunulmaması gerektiğini merakla dokunup acıyı hissettiğimiz de öğrenmedik mi? O halde “Acı veren birçok şey, korktuğumuz birçok şey bizi hayata adapte edip, yaşamı öğrenmemizde bizlere katkı sunar.” diyebiliriz artık değil mi?

hisler2

hisler2

Artık kendimizi inşa etmenin, korkularla mücadele edebildiğimize şahit olmanın zamanı geldi ve geçiyor. Sizce de gelmedi mi? Önce derin bir nefes alalım sonra yaşamanın yegâne olanaklarına dimdik bir beden ve dimdik ruhla daha sıkı bir şekilde öğrenelim, yaşayalım ve şahit olalım. Bence yapabiliriz, yapabilirsin. Ve bir sohbetin daha sonuna geldik, bir sonraki yazımda görüşmek üzere..

Yorum Yap