Dünyada İnsan Olmak ve İnsan Kalmak – II

 Dünyada İnsan Olmak ve İnsan Kalmak – II
Okunuyor Dünyada İnsan Olmak ve İnsan Kalmak – II

Bir önceki yazımda “Çocuk istismarı nedir?” “Pedofili nedir?” “Taciz nedir?” “Tecavüz nedir?” gibi soruları sormuş ve cevaplarını gerekilen kadar genel tabirleri ile iskeletini oluşturup yazımı sonlandırmıştım. Şimdi bu ikinci yazımda ise geriye kalan sorumu sorarak hatta biraz daha derinleşip, geri kalan değinmediğim noktalara doğru adım atmak istiyorum. Zaten son sorumuz olan “Biz ne yapmalıyız?” veya “Ne yapabiliriz?” idi öyle değil mi? “Eğitim” ile başlayacağım cümleye ama düşündüğünüz gibi dürtülerin kolaylıkla kontrol edilebildiği kanısı veya “Konu coğrafya mı acaba?” diye düşündüğünüzde inanın ülkenin doğulusu ile batılısının, güneylisi ile kuzeylisinin aynı insan olduğunu bilmenizi isterim. Ama “Bu dünyaya bir birey getirmek istediğinizde, iki bireyin “rızası” ile karar alıp, onu/onları sevgi, saygı ve şefkat daha sayamadığımız birçok erdemle donatmaya hazırsanız getirin, lütfen ilgili ve alakalı ebeveynler olun, onun/onların kişisel gelişiminde yanında olamayacaksanız siz tam ebeveyn değilsinizdir.” diyebilirim. Çocuklarınıza küçükken “rıza”, “vücut bütünlüğüne ihlal”, “rahatsızlık/istememe hallerinde seslerini çıkarabileceklerini” ve her zaman kullanılan “Başkası seni çağırırsa ‘Gel seni ailene götürelim.’ ‘Sana şeker verelim.” cümleleri ile kulaklarını doldurduğumuz kadar “Sana zarar veren her ne olursa olsun benimle rahatlıkla konuşabilirsin.” Güvenini ona/onlara verin.

Ona/Onlara Güven Verin!

Ona/Onlara Güven Verin!

Bu satırları okurken sadece kızlarımızı, kadınlarımızı düşündüyseniz üzgünüm ama kelime tanımlarımı iyi anlamamışsınızdır. Bu olaylar sadece kızlarımıza, kadınlarımıza uygulanmıyor. Erkek çocuklarımıza, bireylerimize de uygulanıyor. Yapılan mobbingler ile haklarına tecavüz edilebiliyor, cinsel taciz ve tecavüze de uğrayabiliyorlar. Lgbt+ bireylerden bahsetmiyorum bile. Sırf cinsel yönelimlerinden dolayı birçok tecavüz ve taciz vakası mevcut.

Peki, kızları-kadınları, erkekleri-yetişkin bireyleri ve lgbt+ bireyleri ufacık da olsa ele aldım. Alanı biraz daha genişletelim. Dünyada göçe, mülteci durumuna zorlanan bireyler ne olacak? Bunları sırf özgürlüğü ile sınanıp, ellerinden geç tuttuğumuz nesillere ne olacak? Fuhşa zorlanan, herhangi bir yerde tacize, tecavüze uğrayanlar ne olacak? Tüm bunları göz önünde alırsak onları ötekileştirirken bizim de ötekileştiğimiz gerçeğini değiştirir mi?

 

İstismar Suçtur!

İstismar Suçtur!

Daha 13-15 yaşlarındaki kızların kardeşlerini doğurma/doğurmama kararının verilmesi, engelli bir bireyin “sırf o esnada bağırmadığı, sesini çıkmadığı için” faili olan babasının cezai indirme gidildiği, “vicdanların zorlandığı adalet sistemi” mevzusuna gelelim. Şu ana kadar genellikle psikolojiyi alanım dışı tutmaya çalıştım. Çünkü gerçekçi olmak gerekirse ben psikoloji okumadım ama aldığım, gördüğüm dinlediğim sempozyumlar, eğitimler ve “yurttaşlık” bilgilerimle yorumlar, çıkarımlarda bulunmaya çalıştım. Şimdi bu olaya kendi alanım olan “kamusal” gözle bakacağım.

Cinsel istismar sadece temastan doğmaz. Temas dışında çocuğa cinsel içerikli şakalar yapmak, çocuğun önünde cinsel ilişkiye girmek, çocuğu cinsel içerikli görüntüleri izlemeye maruz bırakmak da cinsel istismar sayılmaktadır. Dünyada çocuk istismarı %1 ila %10 arasında değişirken, Türkiye’de bu oran %10 ila %53 arasındadır.

Amerika Birleşik Devletlerinde, federal yönetim çocuk istismarı ile ihmalini bir tutar, bunun 2005 kanunlarında da detaylı bir açıklaması bulunur. Aynı zamanda herhangi bir fiziksel istismar yasalara göre suçtur. Amerika, Avustralya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde çocuklar için yardım kurumları bulunmaktadır. Bu kurumlara ulaşım olanağı eğitim hayatına başlayan her çocuğa öğretilir. Bu kurumlar, çocukların bireysel bildirimleri veya herhangi bir kişiden aldıkları ihbar doğrultusunda çocukları koruma altına alırlar; çocuk da reşit yaşa gelinceye dek, eski ailesinin maddi hali uygun ise, onlardan maddi tazminat alır. Bu duruma kendi ülkemizde çıkan olanaklar ve yasalara bakacak olursak; Türkiye’de istismara uğrayan çocuklar için aile bireyleri, istismarı işleyen kişi “aile reisi” ise hakkında vasi tayini davası açılabilir veya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kontrolünde çocuk yeni bir aileye teslim edilinceye dek korunur.

Özel Alan Suistimalini Durdurun!

Özel Alan Suistimalini Durdurun!

Peki, kaç yıla kadar hüküm işlenir? Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, Türk Ceza Kanun’unun 103. md. 1. fıkrası gereğince sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıyla hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması halinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması halinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikayetine bağlıdır. Yani bir nevi o çocuğun ne yaşadığı, ne hissettiği bazen bilinçli, bazen de bilinçsiz ebeveynlere teslim ediliyor.

Türk Ceza Kanunu 77. Maddesinde de çocukların cinsel istismarını “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar” kapsamında değerlendirmiştir. Çünkü sen bir çocuğa yaptığın bu suç ile o çocuğun bir daha büyüyemediği, o yaşlarda kaldığı ve sen elindeki tüm hakları bir psikolojik dayatma ile istismar ile elinden aldığının kanıtıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 41. maddesinde “devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” hükmüyle bir çerçeve çizmiştir. Bakın pedofili ve cinsel istismarı kapsayacak ne kadar çok yasa maddesi var öyle değil mi? Bitti mi? Hayır!

Vücudun Sana Ait!

Vücudun Sana Ait!

Taciz 26 Eylül 2004 tarihinde kabul edilen Türk Ceza Kanun’unun 105. maddesine göre cinsel taciz suç sayılmaktadır. Ayrıca, cinsel taciz bir iş yeri ortamında işlendiği takdirde verilecek ceza oranı artırılmaktadır. Bu durum Amerika ve İngiltere’de ağır bir suç olarak tanımlanan cinsel taciz, Türk Ceza Kanun’unda ayrı bir suç olarak tanımlanmamıştır. TCK 421: ‘Kadınlara ve erkeklere söz atanlar 3 aydan 1 seneye, sarkıntılık edenler 6 aydan 2 seneye kadar hapis olunur’ demektedir. Bu davalarda takibat icrası şahsi davaya bağlıdır. Psikolojik taciz ABD’de ayrıca fiziksel ve sözlü değil, düşmanca bir bakış bile taciz sayılabilmiştir. Bunların yanında Kabadayılık, çete halinde takipçilik, ırkçı, dinsel, sokak tacizleri de mevcuttur.

Tecavüzde suçunun cezası 12-20 yıllar arası hapis, tecavüze teşebbüs suçuna ise üç yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi halinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikayetine bağlıdır (TCK md.102/2).

Ağır cezayı gerektiren haller TCK md.102- 3. fıkrasına göre; “Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi halinde”, “Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle”, ”Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından”, ”Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte”, ”insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle” işlenmesi halinde, TCK’nın md. 102-2. fıkrasına göre verilen cezalar yarı oranında artırılır. Anayasamıza baktığımızda bu şekli ile hâkim/ hakimelerin “…yıllar arasında ceza verebilir” hükmünü nasıl yorumladığı hakkında ben “vicdanlarına” bırakıyorum. “İyi hal indirimi” adı altında o şahsın veyahut şahısların uğramış olduğu haksızlığın fotoğrafını hafızalarından silebilir misiniz? Hiç sanmam! Ya da verilen kararla -gerek ebeveyn gerek yetkililerin- onların yaşadığı sarsıntı ve psikolojik sorunlarını silebilir misiniz? Hayır, ama en azından gerekenin gerektiği yerde olması, onların yüreklerine bir nebze de olsa su serpecektir. Lütfen kayıtsız kalmayın. Lütfen ses çıkaran siz olun…

 

Yorum Yap