Dünyada İnsan Olmak ve İnsan Kalmak

 Dünyada İnsan Olmak ve İnsan Kalmak
Okunuyor Dünyada İnsan Olmak ve İnsan Kalmak

Hani hep derler ya “Yasak olan hep daha cazip gelir.” veya “İlgi çekici olan onun masumluğundan,çekingen,ürkek olmasından…” Bunun sağlamasını yani yasak olanın ilgi çekici olmasını “Yasak olan elma.” “Yasak! Sakın yapma!” gibi cümlelerden geldiğini söyleseler de bunun aslında o olayla çok farklı olduğunu anlayacaksınız.

İki karşı cins veyahut lgbt+ bireylerimiz de dahil eğer birlikte; saygı, sevgi, hoşgörü veyahut birbirlerini anladıkları takdirde bir hayat kurmaya karar verdilerse onları takdir edersiniz değil mi? Bu ilişkilerin mutlu, cici, hoş görülmesi gereken yüzü. Peki ya diğerleri? Diğerlerinden kastım ne? Aslında ötekileştirmek değil buradaki “diğerleri”. Peki ya ne?!

Amcası, dayısı, babası, kuzeni veyahut yoldan geçen tanımadığı herhangi birisi. Belki de evine veya iş yerine hizmette bulunması için kısacık bir süre vaktini ayırdığı yetkili kişi, yeni evini kiraladığı-satın aldığı ev sahibi, otobüsteki-taksideki şoför ya da komşusu. Bu örnekleri daha da arttırabiliriz. Peki, bunlar kimler?

“Aman canım ne olacak o onun amcası.” “O benim kızım-oğlum gibidir.” Bazen bu cümleler hiç de masum olmayabiliyor. Hiç de beklemediğiniz, gafil avlandığımız cümleler…

Yanlış yaptın!

Yanlış yaptın!

“Çocuk istismarı nedir?” “Pedofili nedir?” “Taciz nedir?” “Tecavüz nedir?” ve son soru “Biz ne yapmalıyız?” İşte yazımın amacına bu paragrafla girmiş bulunmaktayım. Hazırsanız başlıyorum ve bunları duymak bazılarınızı rahatsız edebilir, belki kulaklarınızı tıkamaya devam edebilir veya “Benim bilinçlenmem ile bu dünya daha iyi bir yer mi olacak sanki?” diyen vurdumduymazlığı da yaşayabilirsiniz. Peki, bu kadar olumsuz ve karamsar yaklaşımların içinde ”Kalan sağlar bizimdir.” demekle yetinmeyip, susanın sesi olmaya hakkımız/hakkınız yok mu?

Başta söylediğim cümleler vardı. “Yasak olan hep daha cazip gelir.” “İlgi çekici olan onun masumluğundan, çekingen, ürkek olmasından…” ya da “Yasak olan elma.” Bu cümleleri şöyle de telaffuz edebilirsiniz: “Olmaması gereken birliktelik.”, “Sesini çıkaramıyor olması onun doğru bir tercih olduğu anlamına gelmez.” veyahut “Onu normal yapmaz.” gibi söylemlerle eş değerdedir gözümde. Ya da olaya dini yönden bakacak olursak; “4/NİSÂ-79: Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da Allah yeter.” Peki bu yapılanlar nefis ile baş başa kalan bir mücadele mi yoksa hastalık, sapkınlık mı?

"Çocuk istismarı nedir?" "Pedofili nedir?"

“Çocuk istismarı nedir?” “Pedofili nedir?”

Öncelikle olabildiğince kısa tanımlar ile ilerleyip bir birikim yapacağım. O halde birinci sorudan başlayalım. “Çocuk istismarı nedir?” Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şöyle tanımlar: “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir. Bu istismar ve ihmalin açıklanması konusunda birçok ülke yönetimi kendi yasal tanımını yapmıştır, nelerin çocuklara kötü davranma olarak tanımlanacağına kendi yasa ve ceza kanunlarında değinilir. 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre; “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır.”.

Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde; %30’unun 2-5, %40′ ının 6-10, %30’unun 11 – 17 yaş grubunda olduğu görülmektedir. Bir başka deyişle olguların %70’ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismara maruz kalan çocuklarda kız/erkek oranı 3’tür. Bu demek oluyor ki kızlar erkeklere göre 3 kat daha fazla istismara uğruyor. Yurt içi yayınlarda ise kız/erkek oranı birbirine yakın bulunmuştur. Ayrıca istismarcıların %96′ sı erkek, %80’i de çocuğun tanıdığı birisidir.

İkinci sorumuza gelelim: “Pedofili nedir?” Pedofili ya da sübyancılık -ki biz sübyancılığı TDK’ da karşılığı olarak görüyoruz-, yetişkin bir kimsenin ergenlik öncesi çocukları veya ergenliğe yeni girmişleri, cinsel açıdan çekici bulması ve cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel rahatsızlık. Bu rahatsızlığa sahip kişilere pedofil ya da sübyancı denir.

Sübyancılar -tipik olarak- yetişkin cinsel ilişkiden zevk almakta güçlük çekerler, öz güvenleri eksik olabilir ve çocuklarla ilişkiyi yetişkinlere nazaran daha az tehdit edici bulurlar. Sübyancının eğilimi karşı cinse veya kendi cinsine olabilir. Kayıtlara geçmiş sübyancıların büyük çoğunluğu erkektir ve bu durum kadınlarda çok nadir görülür. Pedofil kadınların kendilerini gizlemesi, sayılarının bilinmesini engellemektedir. Çoğu vakada, pedofili, en az 16 yaşında ve çocuktan en az 5 yaş büyük olmayı içerir.

"Gücün kötüye kullanılması sürpriz değildir."

“Gücün kötüye kullanılması sürpriz değil.”

Üçüncü sorumuza gelelim: “Taciz nedir?” Taciz birçok kötü davranışı kapsamaktadır. Kelime hukuki bir anlamda kullanıldığı zaman tehdit edici, rahatsızlık veren ve toplum tarafından tasvip edilmeyen davranışları kasteder. İfade özgürlüğünü destekleyen toplumlar da, sadece ısrarla tekrarlanan ve doğru olmayan ifadeler hukuki anlamda taciz sayılır. Cinsel taciz, ısrarcı ve istek dışı cinsel yaklaşımlar için kullanılan terimdir. Bu tür taciz genellikle sokakta yalnız yürürken bazen de iş ortamlarında rastlanıyor. (Marka, hak vb tacizi veyahut tecavüzü vakaları bambaşka bir konu olduğu için yazımdan farklı bir alanda tutacağım.)

Dördüncü sorumuza gelelim: “Tecavüz nedir?” Kişinin rızası dışında cinsel ilişkide bulunulmasını kapsayan bir cinsel saldırı türüdür. Tecavüz, fiziksel güç, baskı, otorite istismarı kullanılarak ve rıza veremeyecek durumdaki reşit olmayan, bilinci kapalı veya zihinsel engelli kişileri ile cinsel ilişkiye girerek gerçekleştirilir. Bu evlilik dışı da olabilir, evlilik içi de yapılan bu tür rıza gösterilmeyen birliktelik de birer tecavüze girer ve bu durum sonucunda cezai indirime de gidilmez.

Tecavüzcü çoğunlukla erkek, tecavüz edilen ise çoğunlukla kadındır. Ancak erkeğin başka bir erkeğe ve kadınının başka bir kadına tecavüzü de gözlemlenebilir ve bunların önemli bir kısmının gerçekte olduğundan daha az rapor edildiği düşünülmektedir. Bu durum uluslararası çatışmalar esnasında da meydana gelebilir. Savaş tecavüzü ve cinsel kölelik, insanlık ve savaş suçu olarak kabul edilir. Eğer tecavüzde amaç belli bir etnik grubu ortadan kaldırmak ise, soykırımın bir parçası da olabilir. Ne yazık ki tecavüzü açıklayan tek bir neden yoktur ve tecavüzcünün bu eylemi pek çok farklı sebebe bağlıdır. Bu soruları genel hatlarıyla iskeletini oluşturduktan sonra geriye uzun, bağırılması gereken önemli hususlar kaldı. Diğer yazımda görüşmek üzere. Lütfen kayıtsız, çekingen ve olan bitene karşı susmayın!

Yorum Yap