Dur! Geçme.

 Dur! Geçme.
Okunuyor Dur! Geçme.

Bazen hayatta en çok kullandığın kelime diye sorsalar ” Bazen ” derim. Çünkü hayat olasılıklar ile doludur. Düşündüğün ya olur yada tek tek Yağmur damlaları gibi yere dökülür. Kendi düşüncelerinin olduğunun farkındasın ama doğru mu yanlış mı ayırt etmeden çözüme kalkışıyorsun. O düşünceler düşmesin diye bir şeyler bulmaya çalışırsın. Düşüncelerini biriyle paylaştığında fikir alacağını sanırsın fakat onlar senden düşünce çalar ve tıpkı kendisiymiş gibi o düşünceyi kendine bir kılıf gibi geçirir. Sonra ise insanların hepsinden bir parça düşünce almış rolcü kişiye dönüşürler. Sorsalar sen kimsin diye gülerek ne demek ben kimim derler. Ağlanacak hallerine gülerler. Hani her zaman cahil diye kullandığımız bir kelime vardır ya. İşte onu yanlış kişilere giydiririz. Kendini bulamamış her insan cahildir. Kendinin farkına varamamış her insan. Belki bunun içinde sende varsın. Olabilir ama geç değil. Kendini bulman için içindeki hissin farkına var. Ruhun nerede rahat ve muhteşem hissediyorsa sen oraya aitsin. Size göre muhteşem kusursuz demek fakat o kelimenin ardında umut dolu olmak vardır. İşte onu kusursuz yapan da budur. Umut dolu olmayı pek kişi beceremez. Ştt sakın lafımı bölme. Evet umutsuzsun ve etrafında her daim umudum var diyen herkes de öyle. Çünkü umut dolu olmanın anlamına bakmadan onu yaptığımızı sanarız. Umut dolu olmanın anlamı ne peki? Ben size söyleyeyim. Umut dolu olmak bana göre vazgeçmemek ama sana göre belki başka bir şey. İşte bu yüzden muhteşemliğe sığınır umut dolu olmak. Kişinin kendi bulması için bir adımdır aslında. Ups sanki biraz baş döndürdüm gibi ha 🙂 Tamam tamam şimdi daha ayrıntılı anlatayım. Aslında kendimizi bulmaya çalıştığımız yolda, yolun sonunda bulacağımızı sanarız fakat öyle değil. Kendini bulmak yani sen olan sen orada bir hediye gibi beklemez sana giydirilir. Adım adım gittiğin yolda bir senlik kazanırsın kendinde. Sonra bir canlılık hissedersin kendinde. Ufacık bir histir o. Biraz daha istersin ondan sonra onun için yürümekten vazgeçer koşmaya başlarsın. Her attığın adımda bir benlik kazanırsın. Bir parçan daha sana ait olur. Sadece senin düşüncelerin, sadece sen saflığı vardır orada. Yürüdüğün yolda… ups pardon artık yürümüyordun değil mi? alışkanlık kusuruma bakma insanların yürüme alışkanlığına kapıldım da. Neyse devam edelim. Koştuğun yolda düşüncelerin bir nevi mutasyona uğrar. Artık kendi düşüncelerin oluşur orada. O bir şey der, şu böyle demiştiler seni bozmaz. Tuhaf bir şey olur. Koştuğun yolda hedefin hayalini kurduğun şeylere çevrilmiştir. Ve o sırada kendini bulduğunu fark edersin işte. En başta hayatın olasılıklar ile dolu olduğunu söyledim fakat hayatta kendini bulursan olasılıkları bir nevi eline almış olursun. Kendi düşüncelerini almış oldukları insanlar da kendini bulmamıştır aslında. Sadece öyle olduğunu sanarlar ve okudukları kitaptan aklına kalan kelimelerden anlamsız birkaç cümle kurarak bunlar benim düşüncem derler. Düşünceleri çalmak da fikir çalmak gibi değilmidir acaba? Hatta belki fikir ve düşünce aynı anlama gelen kelimelerdir. Sana diyorum sana!! Sadece gözünle takip etme kelimeleri. Hisset takip ederken bir yandan da düşün. Düşün ki dediklerim belki sana işler. Belki ayağa kalkarsın bu yol ile. Ya başarırsan? Düşünsene başarırsan ne kadar büyük bir şey kazanırsın. Hayal et. Gözünü kapat ve hayal et. Başardığını düşün. Peki ya yapamazsan. Her şey  biter mi sanıyorsun. Hayır hiçbir şey bitmez aksine tecrübe edinir ve tekrar tekrar denersin. Kendini bulmaya çıktığın yolda vazgeçmek yoktur.

Yorum Yap