EMPATİ

 EMPATİ
Okunuyor EMPATİ

EMPATİ 

 Empati kurmak çoğunlukla tanımlandığı gibi kendini başka birinin yerine koymak anlamına gelir. Burada kendini başkasının yerine koymaktan kasıt; başkalarının duygularını hissedebiliyor, karşı tarafın duygularını anlayabiliyor olmak demektir. Kelimenin kökenine baktığımızda bize anlatmak istediği şeyi çok daha iyi anlayabiliyoruz. O halde gelin empati kelimesinin kökenini inceleyerek devam edelim. 

EMPATİ KELİMESİNİN KÖKENİ 

  Empati kelimesi Türkçeye İngilizce “empathy “veya “Fransızca” empathie kelimesinden geldiği düşünülmektedir. Empati kelimesi yunanca da ise “enpatheia” olarak bilinir “en-” iç, içine, içinde anlamına gelirken “–patheia “hissetmek, acı duymak anlamına gelmektedir. Yani kelime kökeni itibariyle “içte hissetmek” anlamını taşır. 

  İngilizceye “empathy “olarak çevrilen kelime aslında 1930 dolayında Sigmund Freud’un teknik bir terim olarak kullandığı Almanca “Einfühlug” kelimesinin tercümesi olarak türetilmiştir.  

   Einfühlug kelimesi anlam itibariyle bir sanat yapıtı ile onu algılayıp izleyen kişinin duyumsal bütünleşmesi, kendi duygularını nesnelere aktarma gibi anlamlara gelmektedir. Türkçede ise enfühlug kelimesine karşılık olarak bediî hulûl, özdeşleyim, estetik kaynaşma, duygu sezgisi, duygudaşlık, özümseme gibi tercümeler yapılmış fakat empati kelimesi daha çok benimsenmiştir. 

 Kavramsal olarak incelediğimiz empati kelimesine “empati kurmak “olgusu ile devam edelim. Öncelikle empati kurabilmek için empati yeteneğine sahip olmamız gerekir. Empati yeteneği diğer birçok yetenek gibi doğuştan gelebilmekle beraber sonradan da edinilebilmektedir. 

GENLERİMİZDE EMPATİ 

empati

 Yapılan birçok araştırma ve deney ile birlikte empati yeteneği üzerinde genlerin etkisi görülmüş fakat tam anlamıyla kanıtlanamayarak araştırmalara devam edilmiştir. Yapılan bu çalışmaların en kapsamlısı Cambridge Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı bireyler tarafından yapılan araştırmadır. 46000’den fazla kişi üzerinde yapılan bu çalışmada özel olarak hazırlanmış bir EQ testi çözdürülmüş ve daha sonrasında bireylerin tükürüklerinden DNA örnekleri alınarak farklılıklar tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışma sonucunda 3 temel bulgu saptanmıştır. Bunlardan ilki ne kadar empatik olduğumuz kısmen genetikle alakalı ve varyasyonların %10’u gerçekten genetik faktörlere bağlı. Bir diğeri ise düşük empatiyle bağlantılı genetik farklılıklar daha yüksek otizm riskiyle de bağlantılı olmasıdır. Son bulguya göre ise kadınların erkeklerden daha fazla empatik olduğu tespit edilmiş fakat bu farklılığın genlerle alakalı olmadığı anlaşılmıştır. 

 

 Empati yeteneğimizin %10’unun genlerimizden geldiğinden bahsettik. Tahmin edebildiğiniz üzere kalan %90 ise çevresel faktörlerden gelmektedir. Hadi bu çevresel faktörlerden ve bizi nasıl etkilediklerinden bahsederek devam edelim. 

EMPATİNİN GELİŞİMİ 

empati

 Empatinin gelişim süreci uzun yıllar alsa da araştırmalara göre temeli okul öncesi dönemde atılmaktadır. Bu dönemde çocuğun duyu organlarını kullanması ve empati becerisini geliştirmesinde, aile önemlidir. Bir bebek annesinin duygularını taklit ederek duygular ile arasındaki ilk bağı kurmaktadır. Bu yüzden ebeveynlerin olaylar karşısında verdikleri tepkiler çocuğun duygu gelişimi açısından oldukça önem arz eder. 

 Orta çocukluk yani okul çağı dönemi ise empatinin tam anlamıyla başladığı dönemdir. Aileden sonra daha büyük bir sosyal ortama katılan çocuk, öğretmen ve arkadaş çevresi ile empati becerisini geliştirmeye devam etmektedir. Bu süreçte çocuğun empati kurabilmesinin iletişimsel becerilere büyük oranda etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Çocuğun yeni bir ortama girmesiyle birlikte sorumlulukları artar ve kendi küçük dünyasından ayrılarak daha büyük bir dünya ile tanışır. Böylece ailesinin verdiği destek bireyin kişisel gelişimi açısından önemli bir hale gelir. 

 Ergenlik çağına gelindiğinde ise bilişsel gelişim açısından soyut döneme geçiş yapılmaktadır. Soyut düşünme yeteneğinin gelişmesi ile birlikte empati kavramının gerçek anlamda bu dönemde kullanıldığı söylenebilmektedir. Empati ile iletişim kurabilen bir birey artık karşı tarafı daha iyi anlayarak iletişim becerilerini geliştirmiş olmakla birlikte kendini daha iyi ifade etmeyi de öğrenmiş olur. 

 EMPATİ KURABİLMENİN ÖNEMİ NE? 

 Yapılan araştırmalara göre empati sahibi insanlar, diğer insanlara göre daha iyi sosyal etkileşim, akademik performans ve iş hayatında başarı sahibi olduğu gözlemlenmektedir. Empati ile birlikte bireyler öncelikle kendi duygularını anlayarak diğer bireyler ile olan farklılıkları gözlemleyerek öz farkındalığının gelişmesine katkıda bulunur. Bununla birlikte bireylerin kendileri ile ilgili kararlar alırken başkalarına zarar vermemelerini ya da onay ve kabul arayışına girmemelerini sağlar. Ayrıca etrafımızda empati yeteneği gelişmiş kişilerin var olması birisiyle duygularımızı paylaşabildiğimizi bilmek kendimizi çok daha değerli ve iyi hissetmemize olanak sağlar. 

 İngiliz psikolog Simon Baron-Cohen, “Kötülüğün İlmi” adlı kitabında insan ırkının sergilemiş olduğu zulmün kökenini empati eksikliğine bağlamaktadır. Bu tabir ile birlikte empati kurabilmenin iyi ve kötüyü ayırt edebilmemizde ve kötülükten kaçınmamızda büyük oranda etki ettiğini söylemek pek de yanlış olmayacaktır. 

Yorum Yap