Franz Kafka’dan Dönüşüm

  Franz Kafka’dan Dönüşüm
Okunuyor  Franz Kafka’dan Dönüşüm

~Yazı ‘Dönüşüm’ adlı öyküye ait ön bilgi içeriğine sahiptir.Okumadıysanız önce eseri okumanızı tavsiye ederim 🙂 ~

ARTIK DUYARLILIĞIMI AZALTMALI MIYIM?

    Gregor’un dönüşümü sadece bedensel miydi? Ya içinde bulunduğu hiçlik duygusu, yalnızlığı, toplumsal dayatmalar, kaçamadığı sorumlulukları ve korkuları onu bu dönüşümün eşiğine sürüklediyse?

 

cockroach 3248299 1920

        Samsa ailesinin büyük çocuğu Gregor; ailesine bakmakla yükümlü, evin tüm sorumluluğunu üzerine almış ya da almak zorunda bırakılmış sıradan bir pazarlamacıdır. Gregor’un büyük dönüşümünü bilmeyen yoktur. Bu dönüşüm bir sabah aniden oldu ama onu buna iten duygular elbette bir anda  ağırlaşmadı Bu yaşanılan uzun bir süreçti ve beklenmedik sonuçlar doğuracaktı. Ailesiyle iletişimsizliğin eşiğinde olan, iş yaşantısında sürekli fikri alınmadan bir yerden bir yere sürüklenen ve yapmacık ilişkileri asla dostluğa dönüşemeyen zavallı Gregor belki de insan yerine koyulmadığı yaşamında değişiklik yapmaktansa  böceğe dönüşmeyi yeğledi. Bir sabah uyandığında yaşamında kocaman bir farklılık vardı. Kutu kadar olan odasından ibaret olan hayatı kelimenin tam anlamıyla altüst olmuştu. Vücudu kendisine ait değildi. Bu sabah artık bedeni de hayatı kadar kontrolünden çıkmıştı. Bir böceğe dönüşmüşken bile aklına ilk gelen yıllardır bir defa izin dahi kullanmadığı işine koşsa da yetişemeyecek olmasıydı. Evet, hapsolduğu sorumluluklar aslında onun sahibi olmuştu ama bunun bilincinde değildi. İçinde olduğu yeni durumdan kurtulamayacağını fark edince kendini olayın akışına bırakmak işine gelecekti. ‘’Biraz daha uyusam da tüm bu saçmalıkları unutsam.’’ diye geçirdi içinden. Daha fazla kontrolü dışında akıp giden yaşantısıyla baş edecek gücü kalmamıştı. Değişime gidecek gücü de yoktu. Bu ezilmişliğiyle doğrulamayacağının farkındaydı. Dönüşüm kolay olandı.  

         Evet, Kafka’nın Dönüşüm’ü böyle başladı… Ya insanlığınki?

    21. yüzyılda hepimiz -ya da çok iddialı olacaksa çoğumuz- birer Gregor değil miyizdir aslında? Yozlaşmış insani ilişkilerden, mutsuz iş hayatlarından, erken yaşta kaldıramadığımız sorumluluklardan ibaret -kontrolümüz dışında- akıp giden bir yaşam içinde hapsolmuş zavallı böcekler… Hepimiz bir sabah uyandığımızda keşke biraz daha uyusam da her şey geçse diye düşünmüşüzdür ama çoğu zaman yetişmemiz gereken bir yer vardır, biraz daha uyuyacak vaktimizse yoktur. Değişmeye, değiştirmeye cesaret edemeyip bu sıradanlığa ayak uydururuz. İnsanlıktan çıkıp böcek olmayı yaşamın bir paçası sayarız.        

   Hliğin mutlak varlığında yabancılaşmanın doruğunu görüp bu anlaşılmaz ve makineleşmiş dünyaya bir çivi de kendimiz çakarız. Kimimiz bilincindedir, kimimiz akıntıya ters yüzmektense kendini akışına bırakmayı tercih eder. Değişimden  korkarız. Bizim gibi dönüşmeyenlere, değişim cesareti olanlara ‘Artık duyarlılığını azaltmalısın.’ diye beylik ithamlarda bulunuruz. Farklılığa tahammülümüz yoktur. İnsanın modern toplumda yabancılaşması tam olarak bu şekilde kendini besleyerek büyür.

      ‘Dönüşmeli’ mi yoksa ‘değişmeli’ mi insan? Gerçek değişim var mıdır? Varsa nasıl ve ne zaman başlar? Kimi değişimin altında yatan uzun bir olaylar zinciri vardır, kiminin ise tek bir tetikleyicisi… Klişe cevapları olan sorular değillerdir bunlar. Belki de cevaplarını kendiniz vermelisinizdir. Asıl olan kendinize dönüp şunu sorabilmektir: ”Olmak istediğim yerde miyim?” Değilseniz lütfen harekete geçin. Sıradan olmak, kalıplara sığmak zorunda değilsiniz. Değişimden korkmayın. Eğer doğruda olduğunuzdan hiç şüpheniz yoksa  benliğinizden eksiltmeden devam edin.

      Hiçbir zaman duyarlılığınızı azaltmadığınız, aldığınız her tepkiye rağmen varlığınızın farkında olduğunuz ve akıntıya ters yüzme cesaretini her zaman benliğinizde bulabildiğiniz farkındalıklı günlere…

Yorum Yap