Güçlü İlişkiler

GÜÇLÜ İLİŞKİLER
 Güçlü İlişkiler
Okunuyor Güçlü İlişkiler

İlişkiyi yönetmek ne kadar zor görünüyor değil mi? İki kişinin ortaya koyduğu bu durum aslında bir beceriyi yansıtıyor bize, idare etme becerisini. Kulağa ne kadar nahoş gelse de hayatımızın her alanında yaptığımız şey bu değil mi? İyisi ve kötüsüyle bulunduğumuz yeri kabulleniyor kendimize dair iyi gelen taraflarıyla mutlu olmaya çalışıyoruz. İlişkilerde durum biraz daha karışık, partnerimizi kendimiz seçtiğimiz için ya daha fazlasını bekliyor ya da objektif düşünmekte zorlanıyoruz.  Hayatımızdaki kişiyi ne kadar tanıyoruz? Onun hislerine, yaşantısına, hayallerine ve başarılarına ne kadar hakimsiniz? Yaşantısına dair bütün özellikleri bilmek bizi onun hayatına dahil eder bazen bu tanıma işlemini zamana yayıyoruz fakat zamanı istediğimiz gibi yönetiyor muyuz yoksa günlük streslerden birbirimize vakit ayırmayı erteliyor muyuz? İlişki içinde sürekli kusur arayan, hataları derinleştiren bir yapıya mı sahibiz yoksa hataların olabileceğini ve bunların affedilebileceğini mi düşünüyoruz? Hatalar yerine partnerimizin doğru yaptığı şeylere yöneliyor muyuz ve iyi olan özelliklerini dile getiriyor muyuz?

”Bu gün beni öperek uyandırdığın için çok şanslıyım.”, ”Sana ihtiyacım olduğunda yanımda olduğun için teşekkür ederim.”, ”Çok hoş birisin.”

Bu cümleleri neden kurayım ki diyorsanız yanılıyorsunuz, dile gelmeyen hislerin kime faydası olabilir? Partneriniz sizi tanısa bile bunları duymak, ilgi görmek ve takdir edilmek isteyecektir. Dil her şeyi değiştirebilir. Dil bizi diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri, düşünebildiğimizi ifade edebilmenin en somut yolu. Dili olumlu kullandığımızda yaşamınızdaki değişikliklerin farkına varabilirsiniz.

İlişkinizde birbirinize ne kadar yakınsınız? Biliyoruz ki uzun ilişkiler aslında aralarındaki arkadaşlık bağını yani yakınlığını taze tutmasından kaynaklanıyor temel olarak. Partneriniz aynı zamanda dostunuz mu? İlgi alanlarınız birbirine benziyor mu? Birbirinizle vakit geçirmeyi ne kadar seviyorsunuz? Birlikte zaman nasıl geçiyor? Kötü bir gün geçirdiğinizde onunla paylaşıyor musunuz?

Bir konuyu tartışırken nasıl bir yol izliyorsunuz? Partnerinizin fikirlerini ne kadar önemsiyorsunuz? Sizi etkilemesine izin veriyor musunuz? İlişkiler de tamamen kapalı bir bakış açısına sahip olmak çok tehlikeli bir durum ve diğerini hep dışarda kalmasını sağlayan süreçlerden birisi. Özellikle erkeklerin bu tavrı benimsediğini kültürümüzde görebiliyoruz. Sevgilisinin / eşinin bazı konulardan anlamayacağını düşünerek fikirlerini sormuyor kendi kendine karar vererek uygulamayı seçiyor.  İlişkilerdeki kişiler birbirlerine nasıl saygı göstereceğini bilmiyorlar çoğu zaman. Tartışmalar yerini eleştirilere, hor görmeye, savunmaya ya da duvar örmeye bırakıyor, bu durumda çatışmalar doğru yönetilemeyip ilişki çözülmez, kilitlenmiş sorunlarla kalakalıyor. Duygusal zekalı evlilikler birbiriyle tartışma hallerini daha iyi yönetiyorlar çünkü orada ben yerine ”biz” devreye giriyor.

photo 1580341668883 c0deb557a334

Çatışmalarınız olabilir, yapılan araştırmalar ilişkilerde yaşanan sorunların yüzde 69’unun çözülemediğini saptamış. Peki çözülemeyen sorunlarla nasıl baş ediliyor? Kabul ederek.  İki tarafında bu sorunu kabule edip hangi noktalarda taviz verip hangilerinde verilemeyeceğinin saptanmasıyla.

Sorunlar sakat bir diz, bir sırt ağrısı gibidir. Hoşumuza gitmeseler de bu sorunlarla baş edebilir, daha beter durumlardan kaçınabilir onlarla baş etmemize yardımcı olacak stratejiler geliştirebiliriz.  Hayatımıza birini dahil ederken aslında bir dizi sorunu da beraberin de seçmiş oluruz, ilişkileri canlı tutan ve öğrenebilir kılan da budur. Sorunlar baş edilebilir nitelikteyse daha kuvvetli ve yakın bir ilişki içinde bulursunuz kendinizi. Partnerinizden değişmesini istemeden önce onu anladığınızı hissettirmeniz sonra hangi davranışlardan rahatsız olduğunuzu dile getirmeniz gerekir.  İlişki içinde bulunduğunuz insan anlaşıldığını hissetmezse davranışını değiştirmek için çaba göstermez kendini savunmaya alır ve sizi başka durumlarla suçlamaya başlar.

Sorunlar ister kalıcı ister çözülebilir olsun çatışmalarda bir gerçek vardır ki kimse haklı değildir. Bu çatışmalarda iki öznel gerçeklik vardır, iki tarafın da kendine göre tartışmak için bir nedeni vardır.

İlişkinizin mutlu gitmesi için birbirinizi affetmeniz ve eski kırgınları unutmanız gerekir. Yapılması zor olabilir ama buna değecektir. Partnerinizi bağışladığınızda ikiniz de kazançlı çıkarsınız. Kırgınlık ağır bir  yüktür.

Ne demiş Shakespeare, merhamet, ikili kutsamadır. Edeni de kutsar, edileni de.

Şimdi size Gottman’ın ilişkilerinize  yalnızca haftada 5 saat ayırarak nasıl daha iyi bir ilişkiye sahip olduğunu kanıtladığı atölyesini paylaşacağım, siz de bunu uygulayarak faydalanabilirsiniz. Başlarda bunu yapmak size komik ve faydasız gelebilir fakat araştırmalarla kanıtlanmış bu atölyeler çiftleri birbirine yakınlaştırdığını saptamıştır.

 

photo 1516589178581 6cd7833ae3b2

TILSIMLI BEŞ SAAT

  • Ayrılışlar: Sabahları hoşça kal demeden önce, o gün eşinizin hayatında meydana gelecek bir şeyi mutlaka öğrenin 

Süre: günde 2 dakika x 5 iş günü 

Toplam: 10 dakika

  • Gün sonu buluşmaları: Her iş gününün sonunda mutlaka stresi azaltan bir konuşma yapın

 Süre: Günde 20 dakika x 5 gün

Toplam: 35 dakika

  • Hayranlık ve takdir: Her gün eşinize duyduğunuz gerçek sevgi ve takdiri iletmenin bir yolunu bulun 

Süre: Günde 5 dakika x 7 gün

Toplam: 35 dakika

  • Şefkat: Birlikte olduğunuz zamanlarda birbirinizi öpün, kucaklayın, birbirinize sarılın ve dokunun. Yatmadan önce mutlaka öpün birbirinizi. Bu öpücüğü tüm gün biriken önemsiz tedirginliklerden kurtulmanın bir yolu gibi düşünün.

Süre: Günde 5 dakika x 7 gün

Toplam: 35 dakika

  • Haftalık buluşma: Sevgi haritalarınızı güncelleme olanağını tanıyan sorular sorun birbirinize ve yakınlaşın. ( o hafta aranızda geçen bir tartışmayı irdelemek için de kullanabilirsiniz.) 

Süre: Haftada bir kez 2 saat

Genel toplam : Beş saat

Yorum Yap