Halk Ozanı Veysel Şatıroğlu’na Dair

 Halk Ozanı Veysel Şatıroğlu’na Dair
Okunuyor Halk Ozanı Veysel Şatıroğlu’na Dair

HALK OZANI VEYSEL ŞATIROĞLU’NA DAİR 

 

                                                                  ‘Ben giderim adım kalır/ Dostlar beni hatırlasın 

                                                                  Düğün olur bayram gelir/ Dostlar beni hatırlasın’ 

Başlıktan da anlaşılacağı üzere bugünkü yazımızda asıl adı Veysel Şatıroğlu olan, geçmişten günümüzü kadar dillerden dillere dolanan, Sivas’ta dünyaya gelip tüm dünyaya adını duyurmayı başaran bir saz ustası Aşık Veysel’i beraber yaşayacağız. 

1984 yılında Sivas’ın Sivrialan köyünde dünyaya gelmiştir. Gülizar Hanım ve Karaca Ahmet çiftinin çocuklarından biri olan Aşık Veysel’in iki kız kardeşi, çiçek hastalığı yüzünden hayatını kaybetmiştir. 7 yaşına girdiği zaman Sivas’ta yaygınlaşan çiçek hastalığına kendisi de yakalanmış ve bu hastalık yüzünden tek gözünü kaybetmiştir. Diğer gözünü de ilerleyen zamanlarda kaybeden halk ozanı görme yetisini tamamiyle yitirmiştir. 

Gözlerini kaybettikten sonra, henüz 10 yaşındayken babasının oyalanması için aldığı sazı çalmaya başlayan Veysel, o zamanların meşhur saz ustaları Çamşıhlı Ali ve Molla Hüseyin’den derslerde almıştır. 

Aşık Veysel, 1930 yılının başlarında Sivas’ta edebiyat öğretmeni olarak görev yapan Ahmet Kutsi Tecer ile tanıştı. Tecer’in davetiyle köy enstitüsünde saz hocası olarak görev yapan Veysel’in adı ilk kez 5 Ocak 1931’de düzenlenen “Sivas Aşıklar Bayramında duyuldu. 

1970’li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Aşık Veysel’in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. 

Eserlerinde Türkçeyi en yalın haliyle kullanan şair dili de ustalıkla yansıtmıştır.  Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi, bir yanında mutluluk varken diğer yanında mutsuzluk söz konusuydu. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır. Şiirleri, Deyişler, Sazımdan SeslerDostlar Beni Hatırlasın isimli kitaplarında toplandı. 1973 yılında akciğer kanseri sonucunda öldü. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri adıyla eserleri tekrar yayınlandı. 

AŞIK VEYSEL

Aşık Veysel’e dair olan yazımı hazırlarken onun gönül meselelerine değinmeden geçemezdim. 

Gelin hep beraber Aşık Veysel’in ilk evliliğiyle ilgili pek bilinmeyen yaşanmışlıklarını torunu Çiğdem Özer’in ağzından bir röportajdan dinleyelim. 

“Köyün en güzel kızıyla evlendirilmiş dedem… Yol arkadaşlıkları aileleri tarafından tayin edilmiş iki insan. Hayat sürprizlerle dolu, gel zaman git zaman evdeki hizmetli Hüseyin’e kayıyor gönlü güzeller güzeli Esma’nın. Aşk bu, insanın gözünü karartır. Aşıklar bir gün kaçmaya karar veriyor ve Esma çocuğunu ve dedemi bırakıp kaçıyor. Ama Veysel de aşık ve kaçacakları gece görmeyen gözlerine rağmen her şeyi hissediyor. 

Neyse, bizim kaçaklar Samsun’a vardıklarında Bafra civarında soluklanmak için bir çeşmenin başında duruyorlar. Bitkinler, açlar, ceplerinde bir kuruş para yok. Esma çoraplarını çıkarıyor ve bir bakıyor ki içinde bir tomar para…

Evet yaban ellerde kurda kuşa yem olmasınlar diye… İşte bazılarımızın gönlü zengin. Hikaye burada bitmiyor aslında. Hüseyin’le Esma günün birinde perişan vaziyette köye dönüyor. Bu arada dedem ve Esma annenin çocuğu da ölüyor.

Dedem o zaman çok meşhur, ‘Esmaların bir ihtiyaçları var mı?’ diye sorduruyormuş devamlı akrabalarına. O kadar içi acımış ki, bir şiir yazmış ‘Zalim, kafir, yetim koydun kuzumu/ Çocuğunu geride bırakıyor, zalim kafiri Hüseyin’ diye. Dedem ölüm döşeğindeyken helallik almak için kapıya kadar geliyor Esma anne, ama “İçeri girmeye yüzüm yok” deyip vazgeçiyor. Bir dostu dedemi Zara’ya davet etmiş. Orada üç ay kalmış Veysel… Yalıncak Baba Tekkesi’ne uğramış. Anneannem de orada yaşayan bir ailenin kızı…

Gülizar anne rüyasında dedemle evlendiğini görüyor ve bunu babasıyla paylaşıyor, babası da ‘Bu adam senin kısmetin kızım’ diyor ve evleniyorlar.” 

 

Ne varsa eskilerde var dersek abartmış sayılmayız aslında, kendisini istemeyen bir kadına o zamanın şartlarında dahi engel olmayacak kadar onurlu, kısa sürede olsa hayatını paylaştığı yol arkadaşının aç ve perişan kalmasını kabullenmeyecek kadar insani duygulara sahip, düştükleri zaman da kapıyı yüzlerine çarpmayacak kadar erdemli… Aşık Veysel’i rahmetle anıyor ve yazımı burada sonlandırıyorum.   ESEN KALIN 

 

 

 

 

                                    

 

                                                                                                                                                                             

Yorum Yap