Beyinsiz Aşk

 Beyinsiz Aşk
Okunuyor Beyinsiz Aşk

Koskoca dünyada iki insanın birbirini sevmesi , sizce de mucizevi bir tesadüf değil mi?

Kadın ve erkek birbirleri bulduklarında artık beyinlerindeki ve gönüllerindeki aşkın tanımını da bulmuş olurlar.  Hiç  aşık olmamış birine  ‘ aşk nedir? ‘ diye sorarsanız, muhtemelen cevabı şu olacaktır: ‘ Bilmem hiç aşık olmadım ‘ .  Çünkü henüz karşısına aşk kavramını ona tanıtacak biri çıkmamıştır.  Peki aşkı çöllerde yaşamış birine aynı soruyu sorarsanız?

Mesela Mecnun’a   ‘ aşk nedir?’ diye sorsak,  hiç kuşkusuz ‘ Leylam ‘ der. Çünkü Mecnun’ un beyninde ve gönlünde aşkın karşılığı Leylası olmuştur. Siz buna aşk dersiniz ben sevda derim. Çünkü aşkın bendeki tanımı; çöldeki seraptır. Sadece bir hayal.  Ancak sevda benim için çölün kendisidir. Her şeyi ile gerçek.

Aşka bilimsel olarak yaklaşacak olursak;

Yapılan araştırmalara göre, aşkın insan beyninde oluşturduğu kimyasal etkilerin normale dönme süresi ortalama 2 yıldır. Aşkın sonsuza dek süreceğine inanlar varsa , adınıza üzüldüm. Çünkü aşık olan beynimizdir sevdalanan ise kalbimiz.

istockphoto 664579314 612x612 1

 

Aşk kavramı, şu ana  kadar birçok sanatsal hobilerin ana teması olmuştur.  Ressam aşık olduğu kişiyi resmetmiş, müzisyen aşka dair beste yapmış ve şair aşkı için şiirler yazmıştır. Aşk, sinirbilimciler için de  ana tema olabiliyor. Her ne kadar aşkı kalp olarak sembolize etsek de, beyin ile olan ilişkisinden soyutlasak da aslında  aşk kalpte değil beyinde yaşanıyor.

Aşk kavramını  beyinle olan ilişkisi üzerinden ele alacak olursak;

İnsanlar , yıllardır eksikliği hissedilen ,bulunduğunda yeniden doğmuş gibi olunan ve tadabilecekleri en tarifsiz duygunun aşk olduğunu söylerler. ‘Aşk anlatılmaz yaşanır ‘ ,  ‘ Hayatımı senden önce ve senden sonra diye ayırıyorum ‘ sözlerini duymuşsunuzdur.  Çünkü aşık olan bir insan için hem duygusal hem  de fizyolojik anlamda değişiklikler yaşayacağı süreç başlar. Aşık olunduğunda çarpıntı, titreme, terleme ve uykusuzluk gibi bazı semptomlar ortaya çıkar.  Tıpkı  alkol ya da madde bağımlısı bir bireyde gözlemlenen semptomlar gibi.  Kontrolsüz hareket etmeye başlar , takıntılı bir şekilde ona ulaşmak ve mutluluğa ermek istersiniz. İşte size bunu yaptıran beyniniz ve beyninize bunu yaptıran da seratonin  diğer adıyla mutluluk hormonudur.  Mutluluk hormonu  ile birlikte bir şeye bağlanma, onu sevme ve  mutlu olmanın tek yolunun ona ulaşmak olduğunu söyleyen bir duygu mekanizmasıdır. Yani birey aşık olduğunda beyin doğru ve mantıklı karar veremiyordur. Aynı alkol almış bir birey gibi . O halde sırılsıklam aşıksanız sırılsıklam beyinsizsiniz diyebilir miyiz?

 O halde sırılsıklam aşıksanız sırılsıklam beyinsizsiniz diyebilir miyiz?

Belli bir zaman sonra , yaklaşık olarak 2 yıl kadar,  insan beyni ve bedeni eski haline dönmek isteyecektir.  İlk aşık olduğunda hissettiği o muazzam enerji halk dilinde midede kelebekler uçuyormuş hissi, artık körelecektir. Çünkü  mutluluk hormonunu gerektiğinden fazla ve kontrolsüz salgılanınca  aşık olan kişi bu enerjiden yorulacaktır. Mutlu giden ilişkilerde tartışmalar başlayacak ve kopmalar yaşanacaktır. Her iki taraf birbirlerinin değiştiğine inanacak ve ‘benim aşık olduğum adam/ kadın sen olamazsın ‘ gibi isyanlar başlayacaktır.  Aşk beynimizin muhakeme ve yargılama yapan bölümleri kapatıyor. Ancak beynimizde güven, bağlanma ve ödüllendirme fonksiyonlarını aktifleştiriyor . Bu yüzden  kendi aşkınızdan ve sevgilinizin aşkından  emin olmak istiyorsanız yaklaşık 2 yıl kadar onu gözlemleyin(!).  Tabi ki buradan çıkarılması gereken sonuç bu değil.

Bütün bu olayların arkasındaki gerçek, beyninizde gerçekleşen bir dizi kimyasal olaylardır. Hormon salınımın artması ya da azalması . İşte bütün mesele bu.

Aşk kum saati gibidir; kalp dolarken beyin boşalır. - Jules Renard-

 

                                  Aşk kum saati gibidir; kalp dolarken beyin boşalır. – Jules Renard-

Yorum Yap