Cesur Kız: Malala

                                                                           
 Cesur Kız: Malala
Okunuyor Cesur Kız: Malala

 

Herkese merhaba. Yeni yazımda yine sizlerleyim. Bu yazımda sizlere küçük bir kız çocuğunun gerçek yaşam hikayesini , eğitimi için verdiği mücadeleyi ve kazandığı zaferi anlatacağım.

Malala, bizim cesur küçük kızımız. Malala, Pakistan’ın kuzeybatısındaki Mingora kasabasında 12 Temmuz 1997 yılında bizimle buluştu. Erkek evladın doğumunda  kutlamaların yapıldığı, tatlılar dağıtıldığı  ancak kız çocukların  örtülerin ardında saklandığı, kimseye haber edilmediği, haberi olanlarınsa üzülmeye geldiği, hayatlarındaki rollerinin sadece çocuk doğurmak ve yemek pişirmek olduğu topraklarda doğmuş bir kız… Malala.

Malala, ta o zamanlarda, doğumunda bize hediyesiyle geldi. Şafak vakti son yıldız gözden kaybolurken gelmiş dünyaya. (Peştular bunu uğurlu bir işaret olarak kabul ederler.) Babası Ziauddin Yusufzay ,eğitimci ve şair, Peştu halkının aksine kız evladına aşık bir babaymış. Kızı Malala ilk doğduğunda gözlerinin içine bakarak, herkese  ^Bu çocukta farklı bir şeyler var, biliyorum.^ diyormuş. Afganistan’ın en büyük kadın kahramanı olan Maivandlı Malalai ‘nin adını vermiş kızına.  Artık o küçük kız çocuğu Malala olmuştu. Malala Yusufzay…

Malala’ ya göre dünyanın en güzel yerinde yaşıyorlardı.  Svat  Vadisi…Dağları, gürül gürül şelaleleri, berrak gölleri …Vadi girişinde  ^ CENNETE HOŞGELDİNİZ.^ yazarmış. Nerden bilebilirdi cennet saydığı topraklar cehennemi olacaktı.

Çocukluğunun ilk yıllarında her şey onun için çok güzeldi. Kızlar okula gidebiliyor, isteyen müzik isteyen resim yapabiliyordu. Çocuktu daha ne isteyebilirdi ki. 2009 yılında Taliban o topraklarda üstünlük sağladı.  Yıllar içerisinde halk , Taliban tarafından eziyet görmeye başlamış. Türlü yasaklar getirdi. Kız çocuklarının okula gitmesi şöyle dursun, kadınlar artık tek başına sokağa bile çıkamayacaktı. 400’e  yakın okul yakıldı ve yıkıldı. İşte  Malala’ nın hayatla mücadelesi şimdi başlıyordu.

Malala, Taliban’ın eziyetlerine daha fazla dayanamadı ve 11 yaşında  takma bir isimle bir blog yazmaya başladı. Yazılarında halka yapılan eziyetleri, kadınların yaşadıkları sıkıntıları korkusuzca anlatıyordu. Malala sesini duyurabilmişti.  Takma isimle yazdığı yazılar BBC tarafından yayınlandı. Ev ev ,okul okul  dolaştı kızların eğitim hayatını savundu, röportajlar verdi. Bütün kız çocuklarının sesi olmuştu adeta. O sene New York Times Malala’ nın hayatını anlatan bir belgesel çekti. Bu küçük kız artık dünyada okula gitmeyen çocuk sayısının en yüksek olduğu ikinci ülke Pakistan’da bir eğitim savunucusu olarak tanınıyordu. Taliban Malala’ nın kendisi için ciddi bir tehlike olduğunu bildiği için hakkında ölüm emri çıkarmıştı. Malala’ nın hayatı tehlikedeydi.

Malala’ nın hayatının değiştiği gün gelip çatmıştı. 9 Ekim 2012…O günü Malala’ nın ağzından dinleyelim.

^^Dünyamın Değiştiği Gün^^

Her şey 9 Ekim 2012 tarihinde, bir Salı günü değişti. Pek iyi bir güne uyanamamıştım zaten; ben çalışkan bir kız olarak bunu diğer sınıf arkadaşlarım  kadar umursamam da, sınav döneminin tam ortasındaydık. O sabah da tıpkı diğer günler gibi, ancak biraz daha geç başlamıştı. Sınav dönemiydi; bu yüzden okul sekiz yerine dokuzda başlıyordu.  Okul evimize pek uzak değildi. Annem tek başıma yürümemden korktuğu için servise binmeye başlamıştım. Yıl boyunca tehditler almıştık. Bazıları gazetelerde çıkmıştı; bazıları da insanların bize ilettiği notlar ya da mesajlar aracılığıyla bize ulaştırılmıştı. Annem benim için endişeleniyordu ama Taliban daha önce kızlara saldırmamıştı hiç; ben babamı hedef almalarından korkuyordum çünkü babam sürekli onların aleyhinde konuşuyordu. Herkes babama , “Dikkatli ol, sırada sen varsın ,” diyordu.

Servisimiz geldiğinde, basamaklardan koşarak indik. Servis bizim dayna adını verdiğimiz bir taşıttı aslında: ikisi yanlarda karşılıklı  biri de ortada olmak üze olduğunu re  üç sıra koltuğu olan beyaz bir minibüstü. Ben arka sol tarafta  en yakın arkadaşımla oturuyordum. Sınav dosyalarımızı göğsümüzde  tutuyorduk, çantalarımızı da ayaklarımızın altına yerleştirmiştik. Bundan sonrası biraz bulanık.  Minibüsün içinin sıcak ve yapış yapış hatırlıyorum. Servisin her zamanki gibi ordu kontrol noktasında anayoldan çıkıp sağa döndüğünü ve artık kullanılmayan kriket sahasından sonraki virajı aldığını hatırlıyorum. Sonrasını hatırlamıyorum. Rüyalarımda babam da benimle birlikte serviste oluyor ve o da benimle birlikte vuruluyor. Sonra etraf insanlarla doluyor ve ben babamı aramaya başlıyordum. Gerçekte ise şöyle olmuştu:  Ön tarafı göremiyorduk ama açık renk giysiler giymiş , genç sakallı bir adam yola çıkmış ve servise durmasını işaret ediyordu. Birden durmuştuk. ‘ Bu Huşhal Okulu servisi mi? ‘ diye sormuştu şoföre. Şoförümüz Osman Ali ‘ Evet’ diye cevaplamıştı.

‘ Bazı çocuklarla ilgili bilgiye ihtiyacım var,’ demişti adam.

Onlar konuşurken, beyazlar giymiş başka bir adam servisin arka tarafına yaklaşmıştı. Adam siperli bir kep giymişti ve üniversite öğrencilerine benziyordu. Servisin arka tamponuna basıp bize doğru uzanmıştı.

‘’ Malala hanginiz ?’’ diye sormuştu.

Kimse bir şey söylememişti ama birkaç kız bana bakmışlardı. Yüzü örtülü olmayan tek kız bendim. O anda adam siyah bir silah çıkarmıştı. Kızlardan bazıları çığlık atmıştı. En yakın arkadaşımın elini sımsıkı tutmuştum. Arkadaşlarım adamın ardı ardına üç el ateş ettiğini söylüyorlar. İlki sol gözümden girip sol omzumun altından çıkmış. Sol kulağımdan kanlar akarak arkadaşımın üzerine devrilmişim. Bu yüzden diğer iki kurşun yanımda oturan kızlara isabet etmiş. Arkadaşlarım daha sonra, adam ateş ederken elinin titrediğini söylediler. Hastaneye vardığımızda , benim uzun saçlarım ve arkadaşımın kucağı kan içindeymiş.

Malala kim mi? Malala benim ve bu benim hikayem.Malala kim mi? Malala benim ve bu benim hikayem.

 

 

Malala’ nın mücadelesini benden dinleyin.

Vurulmasından bir hafta sonra kendine gelmişti Malala. Sol gözü görmüyordu ve konuşamıyordu. Etrafında koşturan doktorlar ve hemşireler İngilizce konuşuyordu. Kendi memleketine olmadığını biliyordu. Hemşire bir not defteri bir de kalem vermişti ona. Yazabildiği ilk sözcükler  ‘baba’ ve ‘ülke’ olmuştu. Babasını merak ediyor ve hangi ülkede olduğunu bilmek istiyordu. Birinin ona bir açıklama yapmasını bekliyordu. Babası iyi miydi? Hangi ülkedeydi? Ne zamandır uyuyordu? Adı neydi? Hala cesur kız Malala mıydı?

Uzun bir aradan sonra, onca ameliyat ve tedaviden sonra görme duyusunu ve sesini geri kazanabilmişti.  Bir Taliban üyesi, minibüsün içinde üç kıza yakın mesafeden ateş ediyordu ve hiçbiri ölmüyordu. Kulağa ürkütücü ve inanılmaz geliyor öyle değil mi? İnsanlar Malala’nın hikayesinden söz ederken ‘’ Taliban tarafından vurulan kız ‘’diye konuşuyorlardı. Kendi hikayesi gibi gelmiyordu bu yaşadıkları ona.

Ağustos 2013 ‘te tedavi gördüğü ülkede, İngiltere’ de ,ailesiyle birlikte bir ev tutmuştu. Salonunun duvarlarındaki raflarda dünyanın her yerinden aldığı ödüller vardı. Tarihte Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen en genç isim Malala idi.

On altıncı yaş gününde, Birleşmiş Milleteler’ de konuşma yapmak üzere New York ‘ a gitmişti. Kocaman bir mekanda , birçok dünya liderinin konuşma yaptığı salondaydı. ^Kitaplarımızı ve kalemlerimizi elimize alalım. Onlar bizim en güçlü silahlarımız. Bir çocuk, bir öğretmen, bir kitap ve bir kalem dünyayı değiştirebilir.^ sözleriyle tamamlamıştı konuşmasını. Herkes ayakta alkışlıyordu onu. Hayatta güzel şeyler başardığını düşünmüştü Malala .

MALALA1

 

Malala ‘Taliban’ ın vurduğu kız değil,  ‘ Eğitim için mücadele eden kız ‘ olmuştu.

 

Malala kim mi? Malala benim ve bu benim hikayem.

                                                                                ‘’Malala kim? ‘’ diye
                                                                                       sordu silahlı adam.
                                                                                Malala benim, bu da
                                                                                     benim hikayem.

 

 

Yorum Yap