ÖRDEK,ÖLÜM VE LALE

 ÖRDEK,ÖLÜM VE LALE
Okunuyor ÖRDEK,ÖLÜM VE LALE

Ördek, Ölüm ve Lale çocuklara ölümü anlatmak amacıyla hazırlanmış kitaplardan biridir.

Ana karakterlerden biri olan Ördek ile onu almaya gelen Ölüm karakteri arasındaki ilişkiyi anlatır. Ölüm, üzerinde giysi olan bir iskelet olarak somutlaştırılmıştır. Ne korkulacak kadar itici ne de sempati duyulacak kadar sevimlidir. Sakindir. Neden orada olduğunu biliyordur. Ördek de bunu zamanla kabullenir. Ölüm yapması gerekeni yapar. Ördek öldüğünde göğsüne bir lale koyarak onu nehre bırakır. Nehir metaforuyla anlatılmak istenen -ölümlere rağmen-  hayatın kendi seyrinde akıp gittiğidir.

Her iyi kitapta olduğu söylem göze sokmadan ve dayatılmadan sezdirilerek verilmiştir. Ölümün de doğum kadar doğal ve kaçınılmaz olduğu sonucunu her çocuk kendi yaşam deneyimlerine dayanarak anlayacaktır.

  • Çocuklar Ölümü Ne Zaman Anlar?

Çocukların ölüm anlayışlarına ilişkin ilk çalışmalar II. Dünya Savaşı’ndan sonra başlamışsa da, psikoloji bilimi ölüm eğitimiyle ancak son otuz senedir ilgilenmekte, bu konuda ciddi çalışmalar yapmaktadır.

Bu konuda yapılan pek çok araştırmanın sonuçlarına göre; 0-2 yaş arasındaki çocuklar somut bir dünyada yaşadıklarından ve ölüm de soyut bir kavram olduğundan, bu konu ile ilgili olarak herhangi bir anlayış ya da düşünceleri yoktur. 3-5 yaşları arasındaki çocuklarda ölüm olayı kişinin uyuduğu(ve uyanacağı), uzak bir yere yolculuğa gittiği (ve döneceği) şeklinde algılanır. Her ne kadar bu dönemde soyut düşünmeleri ya da soyut kavramları anlamaları beklenmese de, çocukların ölüm hakkında düşünmeye başladıkları ve konuşabildikleri tespit edilmiştir. 5 yaşından itibaren çocuklar ölümün bir son olduğunu, bunun kaçınılmaz olduğunu anlamaya başlarlar. 8 yaşlarının sonlarına doğru anne babalarının da bir gün öleceğinden şüphe duymaya başlarlar. 9-10 yaşlarında aynı sonun ve kaderin kendi başlarına geleceğini de kavrarlar.

Her ne kadar küçük çocuklar ölüm hakkında tam ve yeterli bilgiye sahip olmasalar da, yine de ölümle ilgili bir şeyler bildikleri, duydukları ve hissettikleri de bir gerçektir.  Yetişkinlerin çocukluk yıllarında ölüm olayıyla ilgili olarak hatırladıkları şeyler üzerine yapılan bir araştırmada, 2-5 yaş arasındayken, ölüyle ilgili bir şeyler hatırladıkları, ancak ölü bedenin kime ait olduğu konusunda herhangi bir şey hatırlamadıkları ortaya çıkmıştır. Bununla beraber, cenaze törenleri ve mezarlıklar en çok ve canlı olarak hatırlanan şeylerdir. Bu manzaralar yetişkinlerin bazen en erken hatırladıkları şeyler olmuştur.

Çocuklar sevdikleri bir aile bireyini ya da yakınlarından birini kaybettiklerinde bundan derin bir şekilde etkilenirler ve bazı durumlarda bu etkiler yaşam boyu devam edebilir. Onların acı ve kederlerini etkileyen birçok faktör vardır. Bunlardan birincisi, çocuğun cinsiyeti, yaşı, kişilik yapısı, duygusal olgunluğu ve hayat tecrübesi gibi bireysel farlılıklardır. İkincisi, ailenin sunduğu duygusal desteğin niteliği ve niceliği, ailenin dini ve kültürel uygulamaları, aile bireyleri arasındaki iletişim şekilleri, çocuğun ve ailenin toplumsal ilişkileri gibi çevresel faktörlerdir. Ölen kişinin yaşı ve ölüm şekli, çocuğa yakınlığı, ölüm anı ve sonrasında geride kalan kişinin bu süreçlere olan katılımı gibi durumsal faktörlerdir. Bunlar hem çocukların hem de gençlerin ve yetişkinlerin ölüme bakışlarını etkiler.

  • Ölümün Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Psikolog ve psikiyatristlere göre bir yakının ölümü çocuklarda değişik duygular ortaya çıkarabilir.

Suçluluk duygusu: Ölen kişinin hayatta kalan yakınları sevdikleri kişinin kaybı dolayısıyla kendilerini suçlayabilirler. Özellikle anne ya da babanın intiharı söz konusuysa çocuklar kendilerince sebepler üreterek suçluluk duygusuna kapılabilirler.

Kızgınlık: Ölen kişi genç yaşta ölmüşse ve sevilen bir kişiyse onu seven kişiler ölen kişi hakkında kızgınlık gösterebilir. Bu kişi anne ya da baba olduğunda çocuk bir sevgi-nefret ilişkisi geliştirebilir ve bu çocuğun hayatını uzun yıllar boyunca etkileyebilir.

Kederlilik ve Depresyon: Sevilen kişinin ölümü durumunda, yakınları insanlardan ve sosyal hayattan uzaklaşarak köşelerine çekilebilirler. Ölüm özellikle çocuklar üzerinde yalnız kalma ve terk edilme duyguları nedeniyle kederlilik ve depresyon yaratabilir.

Kaygı: İster yetişkin olsun ister çocuk, insanlar sevdikleri kişinin ölümü halinde, kendi hayatlarında çok önemli değişikliklerin olacağını düşünürler. Eşini kaybeden anne ailenin ekonomik durumunu nasıl karşılayacağını, baba evi nasıl idare edeceğini, çocuk ise ona kimin bakacağını düşünerek kaygı duyabilir.

Bu genel etkiler ötesinde, ölüm olayının daha özel sorunlara da neden olabileceği de görülmüştür. Araştırmalar ölüm olayının, çocukları sadece ruhsal açıda etkilemediğini, onların akademik başarısını da önemli oranda etkilediğini/düşürdüğünü göstermektedir. Ayrıca anne ya da babasını kaybeden çocukların hem anne hem babası olan çocuklara göre daha fazla suç işledikleri, suça yatkın oldukları tespit edilmiştir.

  • Ölümü Anlatırken Yetişkinlerin Yapmaması Gereken Şeyler

Çocukluk yıllarındaki yaşanan kaybın ileriki yıllarda duygusal ya da davranışsal birtakım rahatsızlıklara neden olacağı bir gerçektir. Bunun yaşanmaması için yetişkinlerin şu davranış, düşünce ve söylemlerden kaçınmaları gerekir:

Çocuklar acı çekmezler: Yetişkinler yakınını kaybeden çocukların kendileri kadar acı çekmeyeceğini düşünürler. Bunun sebebi çocuğun küçük olduğunun ve aklının ermeyeceğinin sanılmasıdır. Oysa uzmanlar tüm çocukların kaygı, korku, kızgınlık, suçluluk, terk edilmiş gibi pek çok duyguyu yaşayabileceğini onların da acı ve keder hissettiklerini belirtmektedir.

O, derin bir uykuya daldı: Ölümün bir uyku olduğu söylenen çocuk ölen kişinin bir gün uyanacağını, dolayısıyla hayata ve kendisine geri döneceğine inanır. Oysa ölüm bir uyku değildir. Çocuk yanıltılmamalı, kabullenmesi zor olsa da geciktirmeden doğrusu söylenmelidir. Ayrıca çocuk kendisinin de kalkamayacağını düşünerek yatağa gitmek ve uyumak konusunda korku ve kaygı geliştirebilir.

O, uzun bir yolculuğa çıktı: Yetişkinlerin bir diğer yaklaşımı da ölen kişinin seyahate çıktığını söylemektir. Bu çocukta önce ölen kişinin döneceğine dair bir beklenti yaratacak, bu beklenti daha sonra ümitsizliğe en son olarak da terk edilmişlik duygusuna yol açacaktır.

İyiler erken ölür / Allah onu yanına aldı: Yetişkinler hem kendilerini hem de çocukları avutmak için ölen kişinin iyi bir insan olduğunu ve Allah’ın onu yanına aldığı söylemine sığınabilirler. Yetişkinlerin bu söylemden vazgeçmesi, çocuğun ölümle iyilik- gençlik kavramları arasında bağlantı kurmasının önüne geçmesi gerekir.

Erkekler ağlamaz: Özellikle erkek çocuklarını baskılayan “Erkekler ağlamaz.”  ya da “Sen büyüksün.” söylemi çocukların üzüntülerini içlerine atmalarına sebep olmaktadır. Bir yakınını kaybettiğinde ölümü kavraması ne denli güç olursa olsun çocuğun ağlayıp üzülmesine, yas tutmasına izin verilmesi gerekir.

Hastalıktan öldü: Uyku-ölüm bağdaştırması ne kadar yanlışsa hastalık- ölüm bağdaştırması da o kadar yanlıştır. Özellikle küçük çocuklar hafif ya da ağır/ölümcül hastalık arasındaki farkı anlayamayacağından, hastalandıklarında kendilerinin de öleceğini düşünüp kaygı geliştirebilirler.

  • Ölüm Kavramının Çocuklara Anlatılması

Daha önceleri ölüm olayı ev ortamında ve aile bireylerinin gözü önünde gerçekleşip tecrübe edilirken, günümüzde ölümlerin birçoğu hastanede olmakta, ölüler doğrudan mezarlığa götürülmekte, özellikle çocuklar cenazelerden uzak tutulmaktadır. Yetişkinler, çocukların etkilenmemesi için onların iyiliğini düşünerek bunu yapmaktadır. Oysa yapılması  gereken şey, çocuğa bilgi vererek bu törene hazırlamaktır. Gitmek istemeyen çocukları zorla götürmek kadar gitmek isteyen çocukları engellemek de sakıncalıdır. Yedi yaş ve üstü çocukların (bireysel yapısı uygunsa) ailesiyle birlikte cenazeye katılması, ölen kişiye karşı duygularını ifade etmesi ve kederini sevdikleriyle paylaşması daha sağlıklıdır. Bundan mahrum kalması çocuğun geleceğinde daha olumsuz etkiler bırakabilir.

  • Ne Yapmalı?

İyi bir dinleyici olarak çocukları sabırla dinlemek, sorularına doğru cevaplar vermek gerekir. Bu konuda bir hayvanın ölümünü örnekleyerek ölüm tecrübesini daha anlaşılır hale getirmek mümkündür. Ölümün hayatın bir parçası olduğu, vücudun temel fonksiyonlarını yitirdiği an gerçekleştiği gibi bilgileri çocuklarla gelişimsel ve zihinsel özelliklerinin elverdiği ölçüde paylaşmak gerekir. Çocuklara gerçek ve dürüst cevaplar vermek önemlidir.

Yetişkinler, anne babalar herhangi bir ölüm ya da kriz anı beklemeden bu konuyu çocuklarla konuşmalı, kitabımız Ördek, Ölüm ve Lale gibi çocukların ölümü anlamasına hizmet eden özel kitaplar, hikayeler, çizgi filmler yardımıyla ölüm olayını çocuklara anlatmalı,ordek olum ve lale gorsel 1
ordek olum ve lale gorsel 2doğadaki canlılardan ya da evcil hayvanlardan hareketle onların ölümle ilgili sorularını sabırla ve dürüstçe cevaplamalıdır.

 

 

Yararlanılan Kaynaklar:

Gelişimsel Açıdan Ölüm Kavramı-Sevgi Sezer- Pelin Kaya(Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi)

Ölüm Olayının Çocuklar Üzerine Etkisi ve Ölüm Eğitimi – Doç. Dr. Mustafa Köylü (Ondokuz Mayıs Üniversitesi)

 

Yorum Yap