Tüket(n)mekteyiz

Tüketim kapsamının alanı çok geniştir.  Hayata dair ne varsa hepsi tüketim kapsamına girmektedir. Eşyalar, araç gereçler, yiyecek içecekler, zaman, hava, su, özel ve sosyal hayatımızdaki istekler vs… Kısacası her şey tüketim kapsamındadır. İşte burada denge çok önemlidir. Zira nefsin istek ve arzuları çok geniştir ve hiç bitmez. Biraz da bu çılgınlığın geçmişinden bahsedelim bahsedelim ki geleceğe dair bilgimiz olsun.
 Tüket(n)mekteyiz
Okunuyor Tüket(n)mekteyiz

Bu yazımda size çağımızın belki de en büyük problemlerinden birinden bahsetmek istiyorum. Çünkü bir o kadar doyumsuz bir o kadar ardı arkası kesilmeyen bir sorun bu Tüketim çılgınlığı. Bu yüzden Tüket(n)mekteyiz. Aslında adından da anlaşılacağı üzere hepimize çılgınca gelen bu akıntıya ister istemez hepimiz kapılıyoruz. Ve maalesef bu çılgınlık artık küçük yaşlara kadar indirgendi. Sözüm ona bunca teknolojik ve bir o kadar radyasyon kaynağı artık en küçüklerin ellerinde ve artık hayatlarının merkezinde hem de son model bir biçimde. Tüketim çılgınlığına sebep en önemli sebep, sahip olduklarımızla yetinmeme ve hep daha fazlasını isteme arzusudur. İnsan çok daha fazlasına sahip olduğunda, daha rahat ve daha konforlu bir hayat elde edeceğini zannetmektedir. Yaşamak için yeterli olabilecek miktarlar varken, nefsin devreye girmesiyle bu yeterli olmamakta ve hep daha fazlasını istemektedir. Bu da insanlarda doyumsuzluğa ve neticesinde mutsuzluğa neden olmaktadır.

Tüketim kapsamının alanı çok geniştir.  Hayata dair ne varsa hepsi tüketim kapsamına girmektedir. Eşyalar, araç gereçler, yiyecek içecekler, zaman, hava, su, özel ve sosyal hayatımızdaki istekler vs… Kısacası her şey tüketim kapsamındadır. İşte burada denge çok önemlidir. Zira nefsin istek ve arzuları çok geniştir ve hiç bitmez. Biraz da bu çılgınlığın geçmişinden bahsedelim bahsedelim ki geleceğe dair bilgimiz olsun.

Öncelikle tüketimden bahsetmek daha doğru olacaktır. Tüketim kısaca üretilen malların kullanılması ve harcanması olarak tanımlayabiliriz. Tüketim çılgınlığını, “insanın ömür sermayesinde var olan nimetlerini, hoyratça heba etmesi” olarak tarif edebiliriz.

TUKENIYORUZ

Tüketim çılgınlığının, 18. Yüzyılda İngiltere’de başlayan ve daha sonrada Avrupa’ya yayılan sanayi devrimi ile birlikte başladığını söyleyebiliriz. Zira dünya nüfusunun artmasıyla birlikte ihtiyaçlar da artmış, bazı istekler mecburiyet haline gelmiştir. İhtiyaçların karşılanabilmesi içinde, daha fazla üretim yapma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Avrupa’da nüfusun özellikle 16. yüzyıldan itibaren hızlı bir şekilde yükselmesi, üretimde çeşitliliğin artmasına da sebep olmuştur. Bu çeşitlilik ise baş döndürmüş ve lafın tam anlamıyla kontrolden çıkmıştır. İnsanların sosyo-kültürel yaşamlarında değişiklikler meydana gelmiştir. Bunu ülkemiz geneline indirgersek Avrupai bir yaşam hüküm sürmeye çalışılmış ve gelenekten, öz benlikten uzaklaşılmış uzaklaştıkça da unutulup hor görülmeye başlanmıştır. Belki de okuduğum bölümün verdiği bir etken olup size neredeyse her yazımda Maslow‘un ihtiyaçlar hiyerarşisinden bahsediyorum ama her örneğe de bir o kadar yakıştığını hatta bir pekiştirme aracı olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki Maslow‘un ihtiyaçlar hiyerarşisi 5 ana başlıktan oluşuyor. Bunlar:

Fizyolojik İhtiyaçlar: Açlık, susuzluk ve buna benzer temel yaşamsal ihtiyaçlar

Güvenlik İhtiyacı: Dış faktörlerden kaynaklı tehlikelerden korunma

Sosyal İhtiyaçlar: Aidiyet, sevgi, kabul görme, sosyal yaşam vb.

Değer Verilme/Saygınlık İhtiyacı: Statü, başarı, itibar, tanınma

Kendini Gerçekleştirme: Gelişim, bir işi başarıyla tamamlama, yaratıcılık

Gelelim bu 5 başlığın konumuzla ilgisine. İlgisi şudur ki insan evladının doğası gereği bazı ihtiyaçları vardır. Ve bu ihtiyaçların bir önem sırası. Ama maalesef günümüzde bu çılgınlığın hüküm sürmesiyle birlikte bu sıra kaymış kabaca altüst olmuştur. Örneğin hepimizin etrafında aslında gayet kullanılabilir olan daha çok teknolojik veya herhangi bir eşyasını ısrarla değiştirmek isteyen birileri vardır. Belki de ta kendisiyiz. Bu konuda yaşıtlarımdan birkaç adım önde olmanın gururunu hep yaşadım ve aileme yaşattım. Mesela artık en temel ve herkesin öncelikli ihtiyacı olan telefonlar. Benim telefonum yaklaşık 3-4 yıldır bende ve her işimi layığıyla yerine getiriyor. Son nefesini verene kadar da yanımda olacak. Demem o ki insan evladının fizyolojik ihtiyaçlarının yerini maalesef değer verilme/saygınlık ihtiyacı aldı. Hayati fonksiyonlarımızı gerçekleştirmek için lazım olan çoğu ihtiyaçtan herhangi bir-fizyolojik hiçbir gerekliliği olmayan-ihtiyaç için vaz geçebiliyor veya erteleyebiliyoruz. İşin garibi şu ki belki de fizyolojik olarak çökerken mental olarak yükselişe geçiyor ve bu durumun bizi mutlu ettiğine şahit oluyoruz. Tüketirken tükenmemek dileğiyle hoşça kalın.

 

 

Yorum Yap