Türk Şiirinde Orhan Veli

 Türk Şiirinde Orhan Veli
Okunuyor Türk Şiirinde Orhan Veli

WhatsApp Image 2021 05 23 at 14.24.38 e1621769538983

TÜRK ŞİİRİNDE ORHAN VELİ
İstanbul Beykoz’da dünyaya gözlerini açan edebiyat dünyamızın asi çocuğudur Orhan Veli. Asi diyorum çünkü yaşadığı dönem itibarıyla geleneksel olanın tüm disiplin ve kaidelerine karşı gelerek şiir dünyamıza özgürlüğün kapılarını açmış, mısraları hürriyetine kavuşturmuştur. Tabii bunları yaparken yalnız değildir. Çok sevdiği arkadaşları Oktay Rıfat Horozcu ve Melih Cevdet Anday ile birlikte yeni bir soluk getirmiştir şiirimize. Ve edebiyatımızda özellikle de şiir türünde kendini gösteren bu alışılagelmişin dışındaki değişime bir isim aramışlar ve sonunda GARİP adında karar kılmışlardır.(Garip, Birinci Yeni ismiyle de anılmıştır.) Garip adından da anlaşılacağı üzere daha önce denenmemiş olan bir akıma hayat verme cesaretini gösterip dengeleri değiştirmeyi amaç edinmişlerdir. Bu akım öncekilerden farklı olarak önce eser vermeye başlamış, daha sonra ise kuram haline gelmiştir

Türk şiirinde Orhan Veli                              Türk şiirinde Orhan Veli

Yazdığı şiirlerle grup içerisinde bir adım öne çıkan Orhan Veli’nin edebiyata olan ilgisi ortaokul yıllarında ortaya çıkmış ve öğretmeninin de teşvikiyle Çocuk Dünyası adlı dergide ilk hikâyesi yayımlanmıştır. Liseye başladığı ilk sene edebiyat öğretmeni Ahmet Hamdi Tanpınar’ın desteğiyle edebiyata olan bağlılığı ve alakası daha da artmıştır. Daha çocuk denecek yaşlarda şiirle birlikte tiyatro piyesleri de yazmaya başlamış olan Orhan Veli bazı oyunlarda rol alarak sahne deneyimi de yaşamıştır. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümündeki eğitimini yarıda bırakmış ve Ankara PTT Umumi Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosunda memurluğa başlamıştır. Fakat İstanbul’dan uzun süre ayrı kalamayacağına karar verip İstanbul’a en sevdiği şehre dönüş yapmıştır. Kendisini “İstanbul’da Boğaziçi’nde bir garip Orhan Veli” olarak tanımlayan şair eserlerinde bu semte önemli derecede yer vermiştir. Göksu Deresi müdavimi olan Orhan Veli için balık tutmak, kürek çekmek, yüzmek ve yürüyüş yapmak en keyifli etkinlikler olmuştur. Kardeşi Adnan Veli Kanık bir sohbeti esnasında Orhan Veli’nin tütün, kahve ve içki bağımlısı olduğundan ve bazen Beyoğlu’ndan Sarıyer’e kadar ıslık çalarak yürüdüğünden bahsetmiştir. Okul yıllarında tanışıp canciğer arkadaş olan Oktay Rıfat’ın aktarımına göre edebiyata ve şiire ilgi duyan bu iki kafadar ders aralarını dahi şiir meseleleri hakkında konuşarak geçirmişlerdir.

 

Türk şiirinde Orhan Veli              Türk şiirinde Orhan Veli

Eski şiirin tekniğini iyi bilen ve uygulayan Orhan Veli aslında isteseymiş eski şiirin önemli temsilcilerinden biri olabilirmiş. Ancak bunu tercih etmek yerine eski şiire ait ne varsa hepsini reddetmiştir. Divan edebiyatında el üstünde tutulan dize Orhan Veli şiirlerinde bu önemini kaybetmiştir. Kafiye ve vezne olduğu gibi ahenk unsurlarına da karşı çıkmıştır. Söz sanatları ve şairanelikle anlaşılmaz hale gelmiş olan dili ve anlatımı doğal ve yalın hale getirmiş, şiir dili ve konuşma dilini birbirinden ayrı görmediği için de sokağın dilini şiirlerinde başarılı bir şekilde kullanmıştır. Yüksek zümreye hitap eden şiir yerine sıradan insanların şiirini yazmak istemiş ve her şey şiirin içinde olmalı diye düşünüp içeriği genişletmiştir. Özellikle 1937-1945 yılları arasında yazdığı şiirleri eski şiir anlayışı üzerinde yıkıcı etkiler meydana getirmiştir. Şairin şiirlerinde kullandığı sözcükler dahi tartışma konusu olurken “Kitab-ı Seng-i Mezar“ şiirinde geçen ‘nasır’ ifadesi Türk şiir tarihinde büyük tartışmalara sebep olmuştur. 1945’ten sonra halk şiirine ilgi duymaya başlayan şair İstanbul Türküsü şiirini yazmıştır. Son dönem şiirlerinde ise toplumsal eleştiri üzerinde daha fazla durmuştur. Eserlerinde en çok mizah, parodi ve ironi yöntemlerini tercih eden şair sık sık öyküleme anlatım tekniği ayrıca zaman zaman alıntılama yöntemini de kullanmıştır.

Kitabe-i Seng-i Mezar 

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah’ın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi’ye.

Geleneksel olandan tamamen kopmak mümkün olmasa da şairimiz kararlı duruşu ile şiirimizin kanatlanıp uçmasına olanak sağlayacak bir kapı açılmasına önemli ölçüde öncülük etmiştir. Garip’ in ön sözünü yazan şair edebiyat dünyamızda büyük bir yankı uyandırmış ve tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. Türk şiirini geleneksel kalıplardan kurtararak şiire bambaşka bir yol haritası çizen Orhan Veli ve şiirleri Türk edebiyat tarihinde kalıcı bir yer edinmiş ve adına yüzlerce makale yazılmıştır.
1950 senesinin Kasım ayında gittiği Ankara’da çukura düşen şair İstanbul’a döndüğünde düşmenin sebep olduğu beyin kanaması sonucu vefat etmiştir. Öldüğü sırada cebinden “Aşk Resmi Geçidi” adlı şiiri çıkmıştır. 36 yaşında hayata gözlerini yuman Orhan Veli çok sevdiği Boğaziçi Rumelihisarı’na defnedilmiştir.

Yorum Yap