Dur Diyelim / Diyebilelim

 Dur Diyelim / Diyebilelim
Okunuyor Dur Diyelim / Diyebilelim

 DUR DİYELİM/DİYEBİLELİM

Bu yazımı çağımızın en büyük problemlerinden biri için yazıyorum. Evet, belki de en büyük problemi ama bir o kadar da göz ardı edileni. Kuraklık. Ülkemiz siyasetçilerinden birinin ‘110 günlük suyumuz kaldı.’ Paylaşımı da beni bu yazıya itmiş daha doğrusu çekmiş olabilir. Elimizde bulunan kaynakların bolluğundan belki de sık sık gündem olamayışından ötürü pek ciddiye alınmayan bununla birlikte neredeyse konusu bile getirilmeyen bu problem geldi ve kapımızı çaldı. Ülkemizde en son:

Türkiye’de son yıllarda yıllık yağış ve kış yağışlarının değişimi ile bazı yıllarda ciddi kuraklıklar yaşanmıştır. 2013-2014, 2007-2008, 2001, 1996, 1989-1990, 1983-1984, 1971-1974 yıllarında geniş alanlarda ve şiddetli kuraklıklar yaşanmıştır.

2007-2008 kuraklığı, Aralık 2006’den Aralık 2008’e kadar devam etmiştir. Kış ve sonbahar yağışlarında önemli düşüşler yaşanmıştır. Oluşan meteorolojik kuraklığa bağlı hidrolojik, tarımsal ve sosyoekonomik kuraklıklar gelişmiştir. Tarım ürünleri kaybı, yer üstü ve yeraltı su yetersizliği, Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerde içme suyu yetersizliği ve kesintileri görülmüştür. Kuraklık daha çok Ege, Marmara, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerini etkilemiştir. Ankara’ya Kızılırmak’tan, İstanbul’a Melen Çayı’ndan içme su takviyesi yapılmıştır.

2013-2014 kuraklığı, 2012 yılında Doğu ve İç Anadolu bölgelerinde beliren kuraklık, Akdeniz İkliminin yaz kuraklığı ile birleşip, 2013’te ülkenin büyük kısmında orta ve şiddetli kuraklık olarak yaşanmıştır. 1 Ekim 2013-17 Ocak 2014 tarihleri arasındaki toplam yağış miktarı 2013’e göre %47,7, ortalamaya göre %37 azalmıştır. 2012 yılında Doğu ve İç Anadolu’da yaşanan kuraklık, 2013’te Orta Karadeniz, Marmara, doğu ve orta Akdeniz’de etkin olmak üzere tüm Türkiye’ye yayılmıştır.

Türkiye'de son yıllarda yıllık yağış ve kış yağışlarının değişimi ile bazı yıllarda ciddi kuraklıklar yaşanmıştır.

Görüldüğü üzere oluşan bu kuraklıkların genel sebebi maalesef bizleriz. Bilinçsizce tüketilen, akıtılan sularımız, doğal dengeyi bozmamız -sözüm ona küresel ısınma- nedeniyle geciken veya hiç gelmeyen yağışlar. Doğal kaynakların yapı için kurutulması vs. bu durumdan müzdarip olan sadece bizler değiliz küresel ısıma veya kuraklık nedeniyle nesli tükenen veya tükenmekte olan onlarca canlı türü mevcut. Ülkemiz durumun ciddiyetini yavaş yavaş kavramış olacak ki türlü kamu spotu tarzında yayınlar veya x litre suyla bir gün adlı belgeseller yayımlamakta. Yazının sonunda sizlerle paylaşacağım belgeseller. Bunun dışında sizin de dikkatinizi çekmiştir çoğu marka reklam veya pr çalışması olarak suyu daha doğrusu susuzluğu aldı.

Bilinçsizce tüketilen, akıtılan sularımız, doğal dengeyi bozmamız -sözüm ona küresel ısınma- nedeniyle geciken veya hiç gelmeyen yağışlar.

Kuraklığın nedeni olarak ele alınabilecek konuları derledim. Daha doğrusu nedenleri:

Kuzey Atlantik salınımı

Kuzey Atlantik salınımı (NAO), Azor yüksek basıncı ile İzlanda alçak basıncı arasındaki etkileşim sonucunda Atlas Okyanusundan Avrupa’ya doğru gelen hava kütlelerinin yön değiştirme olayıdır. Azor antisiklonu güçlendiğinde (NAO pozitif) nemli rüzgarlar Avrupa’nın batı ve kuzeyine ulaşır. Bu alanlar yağış alırken Türkiye kurak bir dönem yaşar. Türkiye’de yaşanan kış kuraklıklarının büyük kısmı NAO pozitif evresi ile aynı zamanda yaşanmaktadır. Küresel ısınma ile birlikte NAO pozitif döneminin uzayacağı ve kuvvetleneceği, Akdeniz çevresinde kuraklıkların yaygınlaşacağı öngörülmektedir.

Küresel ısınma

İklim değişikliği ile birlikte Türkiye’nin içinde yer aldığı Akdeniz havzasında zamanla kuraklık şiddetlenecektir. 1970-2000 dönemi ile kıyaslandığında, 2020-2050 dönemi ortalama sıcaklıkları özellikle yazın ve Güneydoğu Anadolu’da 2 °C daha fazla olması beklenmektedir. Toplam yağış açısından ise, aynı dönemler arasında güney bölgelerde ilkbahar ve kış mevsiminde 2 mm/gün azalma, batıda sonbahar, kuzeydoğuda ise kışın 0,8 mm/gün artış beklenmektedir. sıcaklıkların artıp, yağışların azalacağı bu tahminlere göre Türkiye’de meteorolojik kuraklıkların görüleceği, bu kuraklığın hidrolojik ve tarımsal kuraklığa evrileceği tehlikesi bulunmaktadır.

Doğal kaynakların yapı için kurutulması vs. bu durumdan müzdarip olan sadece bizler değiliz küresel ısıma veya kuraklık nedeniyle nesli tükenen veya tükenmekte olan onlarca canlı türü mevcut.

 

Peki ya önlemler?

Kişisel olarak bu konu haricindeki konular için bile önce sen kendini değiştir sonra aynı evde yaşadıkların değişir sonra komşular sonra mahalle yan mahalle… Bir bakmışsın tüm ülke değişmiş. İsraftan kaçınmalı, kaynakları tüketmemeli veya tarımda tarımsal olarak sular kullanılmalı yeterince tabi.

Bahsettiğim belgesel: https://youtu.be/w4pPjndoxKc

Yazılan şarkı: https://youtu.be/xk9MAUuieEc

İyi seyirler ve dinlemeler umarım içimizdeki kurak alanlara ulaşır ve biraz su serperiz. Böylece yeni nesil için yaşanacak bir dünya bırakırız.

Yorum Yap