Tutunanlar

 Tutunanlar
Okunuyor Tutunanlar

 

TUTUNANLAR

Güzel bir güne uyandığını varsayarak bana kendinden bahsetmeni istesem ilk diyeceğin şey ne olurdu?
Yaşın, memleketin, cinsiyetin, okuduğun bölüm veya yaptığın iş dışında benliğine dair ne söylemek isterdin?  Önce karakterinden mi bahsederdin yoksa senin dışında gelişen olaylardan mı? Bunu biraz daha açalım istersen, iki kardeşe sahibim ve bu benim seçimim değil fakat sahip olduğum en anlamlı şey kendimle ilgili. Birilerine kendimi açarken iki çocuk ablasıyım derim her zaman peki sen? Neşeli olduğundan, girişimci olduğundan veyahut başarılarından mı bahsedersin? Bunları sana soruyorum ki okurken sen de kendine sor. Şuan seni duyabilmeyi fazlasıyla isterdim. Kendimizle veya sandığımız kendiliğimizle ne kadar konuşuyoruz, hangi cevapları alıyoruz farkında bile değiliz. Hayatımıza dönük yaşamıyoruz bile çoğu zaman, neyi ne için yaptığımız meçhul. En son ne zaman konuştun kendinle? Her zaman mı, pekala ne diyor içindekiler? Cevabını alabiliyorsan ne mutlu sana. Birden fazla yanıt alıyorsan eğer doğru yoldasın demektir. Kötü bir haberim var sana, evet bundan sonrası karmaşık. Bu aşamadan sonra işler labirent misali uçsuz bucaksızken aynı zamanda çıkışı bulunan bir oda,hadi buradan çıkmanın yollarını arayalım. Söylesene neyi, ne kadar ve nasıl istiyorsun? Ne istediğini tam bilmiyorsan eğer, ne istemediğini sor kendine. Bunu cevaplamak her zaman daha kolay ve kesindir. Bir seçim yapman gerekecek, unutma bu seçim bir son değil sadece başlangıç. Senden kolay bir şey istemiyorum farkındayım, zor olan şey seni mutlu edecek seçimi yapabilmen.O zaman bir soru daha beliriyor kafamızda, gerçekten nerede ve kiminle mutlusun? Ah! Bilsem ben zaten hayatımı yoluna koyacağım mı diyorsun? Eğer kendinle ilgili cevapları bulmakta zorlanıyorsan, doğru soruları sormuyoruz demektir. Seni senden daha iyi kim tanıyabilir veya seni senin dışında kim yönlendirebilir, bu senin hayatın.

 

Gel bir de şuradan bakalım, bugün kendin için ne yaptın? Eğer bugünün boş geçtiğini düşünüyorsan burayı iyileştirmeye odaklanalım. Geçen şey sadece gün olsa değil. Zaman kavramı, önemini hissedemediğimiz öyle bir olgu ki ne geriye alabiliyorsun ne o anı tekrar yaşayabiliyorsun. Hayatımız gelip geçerken izleyici olmak mı bizi tatmin edecek? Tabi ki hayır. Başrolünde oynamamız gereken bir senaryo bu. Benliğinden uzaklaşmadan ve bireysel ihtiyaçlarımızın farkında olarak geçirdiğimiz her saniye aslında içten içe bizi olmak istediğimiz konuma getiriyor, bu süreç bazen o kadar yavaş oluyor ki nerede olduğumuzu anlayamıyoruz. Toplum, arkadaşlar, ailen en son kendine geliyorsun, sen dışında herkesin senin hayatınla ilgili bir yargısı var ve sen bunlara odaklanmadan, kulak arkası da etmeden dengeli bir biçimde hayatına bakmak zorundasın. İstesen de istemesen de  kolektif bir kültürde yaşamını devam ettiriyorsan eğer, ne kadar kaçarsan kaç o gerçek seni kovalıyor. Burada yapacağın şey onlara kendini kanıtlamaya çalışmamak olmalı. Herkes senin hayatında söz sahibi olduğunu zannederken sen ise yeni sulara çoktan yelken açmış olursun. Özne olma süreci önemli rol oynuyor bu aşamada.

pexels photo 725255

Dengeyi yakalayabilmek, ayaklarının üzerinde ve bağımsız bir mücadele içinde olmak zorlayıcı olabiliyor, ama senin de bildiğin gibi imkansız değil. Yaşam, çabaladıkça değerli değil mi sence de? Yani yokluğunu hissetmediğin yaşantıların varlığından ne kadar mutlu olabilirsin ki, hatta hep var olan bir şeyin varlığının ne kadar farkında olabilirsin? Ee her şeyi kayıp mı edelim yani, tabi ki kaybetmeyelim fakat kazanmanın verdiği hazzı unutmayalım ve bir şeyi sadece kazanmak için çabalamayalım. Kazanmak, mutluluk için bir araç olsun. Amacımız mutlu yaşamak değil mi zaten? Eğer hayatımızın merkezine başarma olgusunu koyarsak ömrümüzün sonuna kadar kendimizi sürekli yeni hedefler belirlerken buluruz ve sahip olduğumuz konum bizi asla tatmin etmez. Hep daha iyisini istemek dinamik tutsa da ilerleyen zamanlarda yorucu olmaya başlayacaktır. Hadi söyle bana en büyük başarın ne? Bilmem,  başarıyı neye göre ölçebiliriz ki? Dünya görüşüme göre, kendime ve çevreme faydalı olduğum durumlar beni tatmin ettiği derecede başarılıyımdır, ama en büyük başarım ne bunun cevabını somutsal olarak veremiyorum. Başarısızlık peki? Çok fazla hangi birini sayalım, örnekleri her zaman her koşulda çoğaltabiliriz önemli olan şey yaptığın hatalardan dersler alıp başarısızlıklarının kıymetini bilip deneyim olarak görmektir. Asıl başarısızlık vazgeçmek değil midir? Biz hayatta kalanlarız ve tutunanlarız, mücadele içindeyiz peki ya sen? Sen de bizimle misin?

 

Yorum Yap