Yaşamın Ufuk Çizgisinde “ADALET”

 Yaşamın Ufuk Çizgisinde “ADALET”
Okunuyor Yaşamın Ufuk Çizgisinde “ADALET”

Yazıma Ömer Hayyam’ ın  “Adalet evrenin ruhudur.” evrensel sözüyle başlamak isterim. Adalet nedir?  Adalet eşitlik midir?  Açıkçası adaletin yalnızca eşit dağılım olarak algılanmasının, aktarılmasının eksik bir tanım olduğunu ve adalet duygusuna paylaşım, doğruluk,  hoşgörü, hak, dürüstlük, gibi diğer kavramları da bünyesinde bulundurması gerektiğinin kanaatindeyim. Çünkü dürüstlüğün, hakkın, hoşgörünün içermediği her bir durum adaletle de bağdaşmayacaktır çoğu zaman. Peki adaletin gerektirdiği en mühim özelliklerden biri olan, ahlaka ve hukuka ters düşen durum olan suç kavramını hep birlikte yazar Bernard Shaw’ ın gözünden bakmaya  ne dersiniz?

“Kaplan adamı öldürmek isterse adı vahşilik, adam kaplanı öldürmek isterse adı spor olur. Suç ile adalet arasındaki fark da bundan büyük değildir.” der Bernard Shaw. Usta yazar Shaw’ ı biraz geç keşfetmiş olsam da eserlerine göz atma zamanım oldu. Eserlerine bakındığım süreçte kendisine dair düşündüğüm tek şey ise böylesine haklı ve mantıklı tanımın ancak çağının ötesinde eserler ortaya koyan Bernard Shaw’ a ait olmasıydı.

Yaşamın ufuk çizgisinde adalet-hak..

Yaşamın ufuk çizgisinde adalet-hak..

İyi insan olmak, adaletli insan olmak ile aynı mıdır? Elbet düşündüğümüzde iyi olmak, güzel ahlak özelliklerini taşımak manasına da gelir çoğu zaman. Fakat bu bahsettiğimiz özelliklerin adaletli olmak için her zaman yeterli olmadığını ve adil olmanın, hakkı bilmenin, hakkı savunmanın adaletin en önemli kuramlardan sadece birkaçı olduğunun kanaatindeyim. Birbirine çok yakın olan adaletli ve iyi olma kavramını biraz daha açmam gerekirse.. İyi olmanın, insan olmak için en değerli olgulardan olduğunu fakat aynı zamanda birçok olaya, olguya da objektif bakmayı engelleyen bir durum olduğunu düşünüyorum. Ayrıca yaşamın adalet düzeninde bulunan muhakemede iyi ve adaletli olabilmenin ise bambaşka bir lütuf olduğunu düşünüyorum. Bu konuda saatlerce birçok yorum ve örneklendirme yapabiliriz. Ancak adaletin nasıl işlemesi gerektiği ile ilgili, konumuza dair en açık ve güzel bir örnek olacağını düşündüğüm bir hikayeyi sizlerle de paylaşmak isterim izninizle.. Bahsedeceğim hikaye Prusya Kralı Friedrich ile bir değirmenci arasında geçmektedir.

 

BERLİN’ DE HAKİMLER VAR!

Yaşamın ufuk çizgisinde adalet-Berlin'de hakimler var

Yaşamın ufuk çizgisinde adalet-Berlin’de hakimler var

Prusya Kralı olan “Büyük” Friedrich, Potsdam Ormanları’nda gezerken bir tepenin yanında durur ve bu araziyi çok beğenir. Bu arazinin üstünde bir değirmen vardır. Kral Friedrich değirmeni satın alarak yerine büyük bir saray yaptırmak ister. Ve bu yüzden yardımcılarına  “Gidin o araziyi alın. Şanıma yakışan bir saray yaptıracağım.” emrini verir. Kralın yardımcıları değirmenciye ulaşıp kralın emrini ulaştırırlar. Değirmenin sahibi kralın adamlarına arazisinin satılık olmadığını söyler ve kapıyı kapatır. Bunun üzerine kral değirmenciyi huzuruna çağırır ve “Arazine bir saray yaptırmak istiyorum” der.  İkna olması için ise değirmenin normal fiyatından daha fazla para teklif eder. Fakat değirmenci yine ikna olmaz. Sinirlerine hakim olamayan Kral Friedrich “Sen benim Kral olduğumu bilmiyor musun yoksa?” diye bağırır. Değirmencinin cevabı ise meydan okur cinstendir: “Biliyorum. Ama ben de bu değirmenin ve arazinin sahibi Sans Souci’yim. Kral bunun üzerine iyice sinirlenir ve “O zaman burayı zorla alabileceğimi de biliyorsun. Benim binlerce askerim var! Peki senin kimin var?” diye çıkışır… Değirmenci ise sakinliğini korur ve tarihe geçen o ünlü sözü söyler: “Berlin’de hakimler var! Ben de onlara güveniyorum.” Kral ise adalet yanlısı bir kraldır. Üstelik mahkemeleri düzenleyen de ta kendisidir. Bunun üzerine kral da şu sözü söyler: “Hiçbir güç, hiçbir iktidar, kral dahi olsa adaletten üstün değildir.” Sonrasında ise Kral II. Friedrich bu değirmenin korunmasını emreder ve yanındaki tepeye kendi sarayını diktirir. Saraya ise değirmencinin adını koyar. Bu sarayın adı ise Sans Souci Sarayı olur.

Ve bir yazımın daha sonuna geldik. Umarım okurken sizler de benim gibi keyif almışsınızdır. Son olarak ünlü yazar Victor Hugo’nun “Haklarımız görevlerimizi yerine getirdikçe artar. İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmak” sözüyle kapanışı yapmak istedim. Hoşça kalın, iyi kalın…

 

Yorum Yap