“YAŞASIN HAYAT “ Yaşasın “TAHTA BACAK “

Kadınımız, heybetli ve başarılı bir ressam. Yaptığı eserleri birçoğumuz biliyoruzdur. Çalkantılarla dolu aşk hayatından tanırsınız onu. Tam bir aşk kadınıdır kendisi.
 “YAŞASIN HAYAT  “  Yaşasın   “TAHTA BACAK “
Okunuyor “YAŞASIN HAYAT “ Yaşasın “TAHTA BACAK “

Herkese merhaba. Yine acılarla ve kayıplarla dolu bir yaşam hikayesi anlatacağım sizlere. Hayatını anlatacağım kişi bir hanım ablamız. Ancak bu kadının ismini, mücadele ve zaferle dolu hayat hikayesine şahitlik ederken birlikte öğreneceğiz. Başlayalım bakalım.

Kadınımız, heybetli ve başarılı bir ressam. Yaptığı eserleri birçoğumuz biliyoruzdur. Çalkantılarla dolu aşk hayatından tanırsınız onu. Tam bir aşk kadınıdır kendisi. 

Küçük yaşta başladı  hayatla savaşı. Altı yaşında çocuk felci geçirdi. Bir bacağı yarı işlevini yitirmişti. Ona yadigar kalan şey ise  “ Tahta Bacak  “ olarak anılmasıydı. Bu hastalık acılarının ve kayıplarının ilkiydi.

Tahta Bacak, erkek çocuğu gibi büyümüş, okulda sürekli erkek arkadaş edinmişti.

Tıp okumaya karar vermiş ve dönemin en iyi okullarından birine girmeyi başarmıştı.

Bir okul çıkışı arkadaşıyla  bindiği otobüs bir tramvayla çarpışmıştı. Ve Tahta Bacak ağır yaralanmıştı. Ağır yaralanmak derken, onca kırık çıkığın arasında karnından girip omurgalarını zedeleyerek çıkan bir demir çubuktan bahsediyorum. Üstelik yaşama şansı çok düşüktü. Peki bilin bakalım ne oldu. Tabi ki bunu da atlattı ve hayatta kaldı. Çünkü başkahramanlar ölmezdi. Bu olay acı ve kayıplarla dolu hayatının ikinci evresiydi.

Yavaş yavaş kadınımızın kim olduğu konusunda fikir edinmişsinizdir.  Henüz fikri olmayanlar için devam edelim.

Güçlü kadınımız, tedavi sürecinde sürekli siyaseti takip ediyor ve resim yaparak kendini motive ediyordu. Beğenerek takip ettiği bir ressam vardı. Bir beyefendi… Onunla tanışmak istiyordu. Gün geldi ve Tahta Bacak’ ın hayali gerçek oldu ve beyefendi ile tanıştılar. Gelin görün ki Tahta Bacak aşk kadını olduğundan herhalde , beyefendiye vuruldu. E beyefendi de aşık olmuş olacak ki hemen evlenme teklifi etmiş. Büyük bir aşkla evlenmişlerdi.

Mutluluğu pek de uzun sürmedi. Beyefendi dediğimiz erkek cinsiyeti, bizim hanım kızımızı aldatmış. Peki ya kiminle? En acısı da bu ya! Başkahramanımızın kız kardeşiyle. Sen de mi be abla? Acı ve kayıplarla dolu hayatının üçüncü evresiydi onun için. 

Artık her şey ters gitmeye başlamıştı. Bir yandan aşkının acısı , bir yandan kardeşinin ihaneti ve öteki yandan ise sağlık sorunları. Onca yaşadıklarından sonra sağlık sorunları nüksetmiştir. Tahta Bacak hastaneye kaldırılmıştır . Dokuz ay tedavi gördüğü hastanede ölmüştür.

Son yaptığı eser Yaşasın Hayat isimli çalışmasıdır.

E artık  kadınımızın kim olduğunu anlamışsınızdır. Yine anlamadıysanız son ipucunu veriyorum.

Kadınımızın özgür ruhlu bir tarzı vardır. Onu farklı yapan bitişik kaşları ve almadığı bıyıklarıdır. Ha birde saçlarına taktığı çiçekler.

Tahta Bacak Frida. Acı ve kayıplarla dolu hayatı yaşayan ve yaşatan aşk kadını, Frida Kahlo.

 

 “Uçmak için kanatlarım varken ayaklarıma ne gerek var ki?” “Hasta değildim. Sadece paramparçayım, yine de resim yapabildiğim sürece hayatta olmaktan memnunum. “

 

 “Hasta değildim. Sadece paramparçayım, yine de resim    yapabildiğim sürece hayatta olmaktan memnunum. “

  “Uçmak için kanatlarım varken ayaklarıma ne gerek var ki?”

 “Resimlerimde acılarımın mesajı var”

 

Yorum Yap